öğretmenlik budur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğretmenlik budur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

MÜZİK DERSLERİ ARTIK DAHA KEYİFLİ !

Müzik derslerinde artık sadece mecburi blok düdük üflemek ve bir kaç okul şarkısı söyleyip dersi bitirme dönemi kapanıyor! Vücut ritmi (Body percussion) denilen müzikal çalışmalar, bu anlayışın gelişip değişmesinde inanılmaz bir rol alıyor.
Vücut ritmi "Body percussion" ayrıca eğitim sistemimizde yöntemleride sorgulanmasına neden olmakta, yeni yöntem ve uygulamaların önünüde açmaktadır. Daha önce paylaşmış olduğum "Öğrenme Stilleri" konusunda belirtildiği gibi her öğrencinin algılama ve öğrenme stilleri farklıdır. İşitsel, görsel, kinestezik ve dokunsal algılama özelliklerine sahip, farklı bir çok öğrenciyi tek tip öğrenme biçimine mahkum eden sınıf ortamı eğitiminin sonuçlerı ortadadır. Öğrencinin algılama farklılıklarına anında çözüm getirebilen aktif öğrenim yöntemleri dersliklere yavaş yavaş taşınmak zorundadır. Body percussion yöntemi, bu eksikliğe şu anda müzikal anlamda çözüm getirmesiyle birlikte, diğer derslerinde bu forma geçmesi gerektiğini önümüzdeki yıllarda mecbur bırakacağına eminim.
Bu uygulamanın bir çok öğretmen tarafından uygulanması ve öğrenilmesi sürecinde zorluklar vardır. Öğretmenin kişisel gelişimine zaman ayırarak bu tarz Vücut Ritmi eğitimi veren kurum ve kişilerden yardım alması yada hizmet içi eğitim seminerlerine katılması, MEB tarafından bu çalışmaların Hizmet içi eğitim çalışmalarına eklenmesiyle mümkün olabilir ve şarttır.
Vücut Ritmi çalışmaları psikomotor davranışları kontrollu hale getirmesinin yanı sıra, öğrencinin grupla birlikte hareket edebilme, kendini keşfetme, kişilik gelişimi, öz eleştiri yapabilme gibi derslerin vermesi gereken olguları farketmeden sunmasıylada bir avantaj oluşturmaktadır. Asıl önemlisi öğretmen içinde gerekli olan eğlenceli zaman geçirme, yaptığı dersten keyif alma ve keyif verme gibi çok önemli bir katkısının olmasıdır.


Bu konularda şu anda en aktif çalışan KEKEÇA grubu, Onur EROL, Yusuf Emrah UZUNCA gibi genç ve yetenekli arkadaşların projelerini ülke çapında yayabilecekleri bir eğitmen ordusu oluşturarak paylaşmaları ve büyütmelerini bekliyorum. Tabiki bu arkadaşlarım gerek kitap çalışmaları, gerek eğitim seminerleri ve internet üzerindeki paylaşımlarla ellerinden geleni yaptıkları açıktır. Zor olan bu sürecin sürekliliğini sağlayabilecek Müzik eğitmenlerinin bu emeklerden faydalanmaları, değer vermeleri, uygulamaları, zaman ayırmalarıdır. Öğrenci odaklı bu eğitim yöntemiyle ilgili bir kaç video örneği aşağıdadır.
Değerlendirmeyi size bırakıyorum.
Teşekkürler.
Süleyman EKER



Küçük grup Çalışmalarına Örnek


Bir konser performansı


İşin ustalarından bir show :)


Konservatuar da bir uygulama projesi olarak Body Percussion...

Aşağıdaki linkte yine bir sını ortemı uygulamsı bardak ritmi videosuna ulaşabilirsiniz...
http://www.facebook.com/video/video.php?v=10150234509389859

NEDEN OKULLARIMIZDA BİLİM TARİHİ OKUTULMUYOR?

Facebookta dolaşırken dikkatimi çeken, okunması ve sorgulanması gereken güzel bir çalışmayla karşılaştım.(Aşağıda tamamını okuyabilirsiniz). Bilimsel yöntem ve süreçlerini sorgulamayan ezberci eğitimden, tüm öğretmenlerimiz şikayetçi iken, kimse bu yönteme yaptığı katkıyı sorgulamaz! Öğrenciler bir bilgi amelesi gibi kullanılır ve ondan sorgulamadan ezberlemesi istenir. Çünkü sorulan saçma sapan sorulara öğretmenin cevap verecek zamanı yoktur. Öğretmen, O saçma soruların gerekçelerini sorgulayabilse, en başarısız öğrencinin bile önünde bir yol açabileceğini görecektir. Ama yüklenmiş olan müfredatı yetiştirmek üzere kitlenmiş olan öğretmen de, öğrenciye değil kuruma hizmet ettiğini fark edememektedir. İşte aşağıdaki yazı bunu cevabıdır. Lütfen okuyun!

Süleyman EKER 10 mayıs 2011

Bu yazı bir kitaptan alıntıdır..Kitaptaki fikirleri sizlerle paylaşmak istedim..Sorulan soru konuyla ilgisi olduğu için  tüm Milli Eğitim Bakanlarına sorulmaktadır..


Pek akıllılık sayılmaz ama biz gene de zaman zamanilgililere sorduğumuz bir soruyu hoşgörülerine sığınarak Milli Eğitim Bakanına yinelemek istiyoruz: Neden, sayın bakan, bizim okullarımızda bilim tarihi öğretilmiyor hala? Renkli gazeteler futbolcuların, güzel bacaklı ünlü şarkıcıların, kıro milyarderlerin yaşamlarını en küçük ayrıntılarına dek hepimize öğretirken Milli Eğitim Bakanlığı da tüm çabasını ulusal tarih,coğrafya, edebiyat ile din öğretimi üzerine yoğunlaştırmış sanki. Özendiğimiz ülkeler sanayi toplumundan bilgi toplumu olma aşamasına geldiler,  sanayinin birbölümünü bize bırakmaya da hazırlar. Salt bu nedenle de olsa insanlarımızın eğitiminde bilim ve teknolojinin ağırlıklı olması kaçınılmaz.Bilimin anlaşılır biçimde anlatılmasının ve öğretilmesinin önemli bir desteği de genç beyinlere onu tarihi ile birlikte sunmaktır.
Biz tarih diye yalnızca siyasal olayların geçmişini bellemişiz. Siyasal olayları çoğunlukla ekonominin, ekonomiyi de günümüzde teknolojik gelişmelerin yönlendirdiği ise artık bilinen bir gerçek. Çoğumuz 2.Dünya Savaşı'nı bitiren ana etkenin ABD'nin üstün teknolojisi olduğunu öğrendik. Neden o zaman Hitler'i, Roosevelt'i tanıyoruz da Von Braun'u Oppenheimer'i Marconi'yi bilmiyoruz? Savaşın tarihini yapan bilim adamlarını, mühendisleri tanımıyoruz? Tarihi masalsı anlatımlarla değil de neden-sonuç ilişkileri içinde anlatmak, öğretmek istiyorsak gençlerimize bilim tarihi eğitimi vermemiz gerekir.Üstelik bilim tarihin fen dersleri ile birlikte okutulması öğrencilerin fen bilimlerine daha çok ilgi göstermelerine yardım edecektir, onların çapraşık konuları anlamalarını kolaylaştıracaktır.
......insanlara daha iyiyi, daha güzeli sunmayı amaçlayan , bir başka deyişle işini iyi yapmayı isteyen herkesin kendi işinin tarihini bilmesi zorunludur. Her  hekim Pasteur'u, Koch'uher otomobil mühendisi Otto'yu, Ford'u her kimyacı Haber'i, Nobel'i her elektrikçi Faraday'ı, Hertz'i her ekonomist Malthus'u, Keynes'i her ressam VanGough'u, Picasso'yu bilmek zorundadır.


GALILEO GALILEI diyor ki;
(1564 – 1642) İtalyan fizikçi, matematikçi, gökbilimci ve filozof.

Her şeyi bilme şeklindeki bu kendini beğenmiş küstahlığın temeli hiçbir zaman hiçbir şeyi anlamamış olmaktan başka birşey değildir. Bir kerecik bile olsa, tek bir şeyi tam olarak anlama deneyimi olan ve bilginin nasıl elde edildiğini gerçekten duyumsamış olan bir kimse, kendisinin hiç anlamadığı, sonsuz sayıda başka hakikatlerin de var olduğunu fark eder

Bilim tarihinin öğrenilmesi gereği önce doğa bilimleri ile uğraşanlarca kabul edilmiş ve yüzyılımızda başlı başına bir bilim dalı olarak eğitimde yerini almıştır. Neden mi? Yoklayın anılarınızı şöyle bir. Size en güzel öyküleri, fıkraları (Temel markalı olanları değil), tarihsel olayları hangi öğretmeniniz anlatmıştı? Büyük bir olasılıkla bir fen öğretmeniydi o....Çünkü soyut kavramlarla bunalmış, kaybolmuş genç beyinlere yüklenmenin kolay bir yolu O beyinleri zaman zaman rahatlatmaktır. Öğretmenlerin çoğu bunu bilir. İşte bu rahatlatma bahanesi ile size konu ile ilgili küçük bir öykücüğü aktararak olayın içine insan boyutunu da sokarlar. Havalardaki bir maddenin sakınım yasası yoksulluk içinde ölen bir Lavoiser ile bütünleşir, dünyanın dönmesi sizi hiç ilgilendirmese de Galileo'nun engizisyon mahkemesindeki ünlü savunması sizinle o cesur bilim adamı arasında bir sevgi bağı yaratır. Buzların içindebir ömür yitirmiş olan Amundsen'i yaman bir serüvenci olarak tanıyıp severken bir de bakarsınız fizikte öğrendiğiniz mağnetik alan, mağnetik kutupların değişkenliği gibi sıkıcı konularda adam neler yapmış...Pek de boşuna ölmemiş bu serüvenci dersiniz kendi kendinize. Gizemli dünyalarında şifreli dillerle bilgilerini korumaya, başkalarına çaldırmamaya çalışan orta çağ simyacılarının böylece canınızı çıkaran o korkunç kimyasal formüllerin de ilk bulucuları olduklarını öğrenirsiniz. Gün gelir maddenin yok olmayacağını söyleyenlere karşı bir Einstein çıkar karşınıza, evet der, madde yok olmaz ama enerjiye dönüşebilir. Bunun için de şunlar şunlar.... gereklidir. O yazdıkları az olan şeylerdir, ama bir de olaya görülsün.


ALBERT EISNTEIN

Atom çekirdeğindeki bu mini mini dünyanın kendi özgü düzenini biz insanların savaş ve barış gibi karşıt iki amaçla nasıl bozduğunu O genç çok iyi anlayacaktır, çelişkileri ta içinden duyarak. Artık onun için soyut elektron ile somut Einstein bir olacaktır.
Bu yeni kahramanlar futbol oynamazlar, boyalı basında adları çıkmaz ama adları her kitapta geçer , ömürleri de birkaç yılla değil yüzyıllarla ölçülür.
Ne dersiniz, bir ülkenin geleceği için bu gençlerden daha iyi bir yatırım, daha parlak bir umut ışığı var mıdır?

  Kaynak:  KİMYA GÜZELDİR
Ömer Kuleli-Osman Gürel

(NOT:Einstein müzikle uğraşırdı, Bohr futbol takımındaydı vb. birçok bilim insanı bilimin yanı sıra hayatla da ilgilenmişlerdir.Bilimle uğraşmak demek hayattan kopmak demek değildir..Bilim tarihini okudukça bilim insanlarının da bizler gibi tutkuları,hobileri veya hataları olduğunu anlarız ve onları kendimize daha yakın hissederiz...Bu da bilimi bize daha da yakınlaştırır. Bilim ve Felsefe Kulübü)

EĞİTİMDE UMUT VEREN ÇABALAR!

Manisalı öğretmen Mehmet Ali Özçeler, 27 yıl görev yaptıktan sonra 2003 yılında emekli oldu. Kızı Gülcan Adalı da geçen şubat ayında sınıf öğretmeni olarak ilk görev yeri Kastamonu'nun İnebolu ilçesine atandı.

Akgüney köyünde öğretmenliğe başlayan kızı Gülcan Adalı'yı yalnız bırakmak istemeyen emekli öğretmen Mehmet Ali Özçeler, Milli Eğitim Müdürlüğüne başvurarak tekrar görev istedi. Milli Eğitim Müdürlüğü de Mehmet Ali Özçeler'i sözleşmeli olarak kızının görev yaptığı okula atadı.

İNŞAATI OKUL YAPTILAR

Baba kızın atandığı 75 öğrencinin eğitim gördüğü okula, duvarlarında oluşan çatlamalar nedeniyle geçen yıl haziran ayında ''oturulamaz'' raporu verildi. Bunun üzerine bina boşaltıldı ve yeni eğitim-öğretim yılında öğrenciler bir inşaata taşındılar.

Baba-kız, elektriği, suyu hatta camları dahi olmayan okulu eğitim yuvasına çevirmek için seferber oldular. İnebolu Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri binanın elektriğini yaptı. Mobilya bölümü öğrencileri de kendi okullarından çıkma eski pencere ve kapıları onararak kaba inşaat halindeki okula taktılar.

Baba-kızın girişimleriyle sıvasız duvarlar da boyanarak okulun şartları iyileştirildi. Baba-kız eğitim sevdaları ile kısa sürede beldenin sevgilisi oldular...


Kaynak : http://www.internethaber.com/turkiyenin-guzel-yuzu-54023h.htm#ixzz17f8LtQYE
Related Posts with Thumbnails