Yeni düzenlemeler süper...

Raul midon

Can evi'nden Vurulmak!


Ölüm yıldönümünde eşi için şiir yazan, Can Yücel'in hayat arkadaşı Güler Yücel, "Can, 'Mekanım Datça olsun' dedi, mekanını cehenneme çevirdiler" diye konuştu.

12 Ağustos 1999'da vefat eden ve yaşamının son 10 yılını geçirdiği Datça'da, "Mekanım Datça olsun, öldükten sonra beni Datça'ya gömün" diyen ve isteği üzerine de buraya gömülen Can Yücel'in ölüm yıldönümü yaklaşırken eşi Güler Yücel önemli açıklamalarda bulundu.

Yücel, Datçalılara kırgın olduğunu dile getirdiği açıklamasında, "Yıllar önce kutlamalarda şarap içiliyor diye belediye tören yapmak istemedi. Datça'da içimiz buruk anma töreni yaparken Can'a başka yerlerden sahip çıkıldı ve törenler oralarda da yapıldı. Sonra o mezara çirkin saldırı gerçekleşti. Datça, Can ile Can, Datça ile bütünleşti. Ama yapılanlar karşısında biz ailece kırgınız. Çok yorulduk. Belki onlar Can'ı sevmiyor olabilirler ama Can Evi'ne günde 150 kişi geliyor. Ayrıca Can'ın şiirlerini ülkemizin her yerinde taşlar üzerinde okumak Can'ın değerini açıkça ortaya koyuyor" dedi.

"Tören düzenlemeyeceğiz"

Küçük, kapalı insanlardan artık bıktığını kaydeden Güler Yücel, "Birisi gelip bir çiçek ya da bir saksı çiçek getirir koyar. Bu sene kesinlikle tören düzenlemeyeceğiz. Ailece mezara gideceğiz o kadar. Can, Datça için çok şey yaptı. 'Mekanım Datça Olsun' diye kitap çıkardı ama onlar mekanını cehenneme çevirdiler. Mezar yıkılır mı? Günah değil mi? Saygısızlık değil mi? Nerede din, nerede iman? Nerede bunun müftüsü ve imamı? Yazıklar olsun" diye konuştu.

"Can Evi'ni kapatıyoruz"

Güler Yücel, artık çok yorulduklarını ve saygısızlığın ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti.

Yücel, "Mezara saldıranlar ceza alıp bunu çektiklerini görene kadar Can Evi'ni kapatmaya karar verdik. Normal günlerde günde 150, tatil günlerinde ise 200 kişi geliyor. Belki Can dostlarına evi kapatmakla kötülük yapmış olacağız ama Can'a hakaret edenler artık cezalanmalı. Hiç kimsenin aldırış bile ettiği yok" dedi.

Eşi için şiir yazdı

Güler Yücel'in, ölüm yıldönümünde eşi için yazdığı Can'ın Taşını Kırdılar başlıklı şiir şöyle:

Yine geldi 12 Ağustos
Yine cırcır böcekleri ötüyor
Bu yıl Ege Denizi senin dediğin kadar sakin değil
Ortalık biraz karışık
Kırdılar taşını
Taşı kırmakla kalmadılar, beni de kırdılar
Bu kırma başka türlü bir kırma
Yalnız sana değil Can'cığım
O canım usta Mehmet Aksoy'un ellerine de vuruldu balyozlar
Dilerim, balyoz vuranların başına bile gelmesin böyle bir şey
Böyle bir acıyı tatmasınlar
Ama bilsinler ki hiç umulmadık yerlerde can buluyor senin şiirlerin
Kuytu bir köşede, bir kayrak taşının üzerinde bu şiirlere rastladığımda, senin sevincini hissediyorum
12 Ağustos'ta yine geleceğiz senin yanına
Ben, Güzel, Su, Hasan, Defne, Ali, Talat, Denis, Neru, Shive, Narayan hepimiz senin etrafında olacağız
Seni sadece o gün anmıyoruz; rüzgarla, denizin dalgalarıyla, toprakla, suyla hep anıyoruz birtanem

Erkan Oğur - Dönmez Yol 2012


 Erkan Oğur - Dönmez Yol -
1. Balıkağı
2. Bir Sevda
3. Kınalı Ada
4. Cemalin Nurun
5. Aşk Dansı
6. Dersim Dört Dağ İçinde
7. Hayal
8. Dur Dağı
9. Eksiklik Kendi Özümde
10. Gnossienne No.1
11. Haydar
12. Vardım Baktım Demir Kapı Sürgülü
13. Kadim 14. Peri Suyu
15. Mardin Dağlarında
16. Nevruziye
17. Pencere Önü Çiçeği
18. Nilüfer
19. Yemen


KANSERİN ÖLÜMÜ--MUTLAKA OKUYUN

Arkadaşlar. Yeniköy Mimarlar Sitesinde komşum ve meslekdaşıma 30 yıl evvel doktorlar 6 ay ömrü kaldığını söylediler. Ailesini bu sonuca alıştırdı; evin tüm ihtiyaçlarını gördü, temin etti; kendini ölüme hazırladı. Buğday çimlenmesinin hastalığa iyi geldiğini bir yerde okumuş. Evin bir odasına toprak döşedi; orada buğday yetiştirdi; buğday çimini mikserde öğüterek her gün ve devamlı içti. 30 yıldır yaşıyor. Artık çime de gereksinimi kalmadı. Sağlıklı günler dileğiyle...

Yılmaz Ergüvenç


Kesinlikle zararı yok, sınırlı yararı olabileceği, destek amaçlı kullanılmalarında sakınca olmadığı kanaati bildirildi. Saygılarımla arz ederim. Dr.Vehbi Alpman.KANSERİN ÖLÜMÜ MUTLAKA OKUYUN!

ASRIMIZIN EN KÖTÜ HASTALIĞI İÇİN HER BİLGİNİN ÖNEMİNE İNANDIĞIMDAN ELİME GELEN BU MAİLİ HERKESE GÖNDERİYORUM.

Buğday çimi ekiniz ve yiyiniz, Buğday şırası yapınız ve içiniz.

Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor.

Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor.

Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.

Buğday müthiş bir kanser ilacıdır.

Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.

Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.

Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.

Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.

Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan 'laetril' içermektedir.

Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)

Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.

- Buğday çimini evde üretebilir miyiz?

- Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri....

- Buğday şırasını herkes üretebilir mi?

- Evet herkes üretebilir.

- İsterseniz tarif edeyim.

Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur.

Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir.

Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.

Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.

Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.

24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır.

Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır.

Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir.

O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.

- Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur?

Çünkü anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri...

Elmanın çekirdeğini de yiyin!

- Evet, Türkiye'de en kolay laetril'e ulaşabileceğimiz yer acı badem ve kayısı çekirdeğidir.

Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur. Amerika'daki ilaç sanayinin maşaları bu 'laetril' adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika'da satılan 'laetril' bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD'ye sokulmaktadır.

Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır.

'Kanserin Ölümü' adlı kitabında Manner, laetril ile yüzde 90 başarı kazandığını söylemişti.

- Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?

- Evet öyle. Türkiye'de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var...

Pakistan'a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut'ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı.

Hanzakut'un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği...



- Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?

- Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir.

Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel'in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60/70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.

Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi

- Tüm beden tedavisi nedir?

- Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu.

Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu.

Issel'in bir diğer tedavi yöntemide, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi.

Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu.

Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti.

Eski Sovyetler'de, şimdiki Rusya'da bu yöntem halen kullanılıyor.

Dr. Serap KIRMIZI
Uludag University
Faculty of Science and Arts
Department of Biology
16059 Gorukle/Bursa TURKEY

Fettah Can - Mandalinalar Akor ve sözleri

 MANDALİNALAR- FETTAH CAN

İntro: Cm/Cm/Gm7/Gm7/Fm7/AbMaj7/Gsus/ G7            
Cm
AYRI AYRI UYUSAK UYANSAK
Gm
YAZ GELSE AÇILSAK
AbMaj7           Fm7
AYRI AYRI İKİ YARIMDAN
Dm7b5          G7
BİR TAMAM OLSAK

Cm
SİZİ YALNIZ SEVERKEN BİRDEN
Gm
SEN VE BEN OLSAK
Fm7
BENİ SENSİZ BİRAKMASAN HATTA
Dm7b5     G7
SEVGİLİ OLSAK
Fm7
MANDALİNALAR TEZGAHTA,
Gm7
KOKUSU GİRSE KANIMA,
AbMaj7                       Fm7
BENİ UYANDIRSA SENİ KANDIRSA,
G7                                           AbMaj7             G7         
TAMAMDIR AŞIK OLSAK,  TAMAMDIR AŞIK OLSAK,

Cm
YENİDEN TAŞINIR GİBİ,
Gm7
YENİ BİR YERE ALIŞIR GİBİ,
Fm7                      AbMaj7
YENİ DOĞMUŞ BEBEK GİBİ,
                         Gsus                           
OLURSUN DİYORLAR,
           G7
SEVENLER BİLİYORLAR,
Cm
YENİDEN TAŞINIR GİBİ,
Bb                        Gm7
YENİ BİR YERE ALIŞIR GİBİ,
Fm7                     AbMaj7
YENİ DOĞMUŞ BEBEK GİBİ,
                 Gsus             G7              
OLURSUN DİYORLAR,


Ara solo : Cm/Cm/Gm7/Gm7/Fm7/AbMaj7/Gsus/ G7            



Ahmet Aslan & Drama Ensemble konser!

82965895d62e3324ac4c93388b0853d3

Ahmet Aslan’ın müziği, renkli ses tınılarıyla örülü, sakin bir yapı içeriyor. Zaza dilinin karakteristik yapısıyla, Orta Anadolu bozlakları ve diğer yöresel tavırlar bu yapının özünü oluşturuyor. Drama Müzik Topluluğu’nun doğaçlamalarıyla da biçimlenen bu gelenekseleserler zaman zaman deneysel bir boyuta dönüşüyor. Anadolu ve Mezopotamya enstrümanlarıyla, batı enstrümanlarını birlikte kullanan sanatçı, Dersim bölgesine ait geleneksel bestelere de yer verir. Müzikleri modern enstrümanlarla donatılmış olsa da, tınıları geldikleri bölgelenin derin izlerini taşır. Şarkı sözleri de bölgelerinin inanç, antropolojik ve psikolojik yapısını yansıtması açısından da müzikal temsil niteliğindedir.



Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Darülbedayi Caddesi, Harbiye, Şişli, İstanbul, Türkiye
02122329830
http://www.crrks.org/

Aşık Veysel anıldı!



Aşık Veysel, ölümünün 39. yıl dönümünde Sivrilan köyündeki mezarı başında anıldı.
Anma töreninde konuşma yapan Sivas Valisi Ali Kolat “Aşık Veysel’in bıraktığı mesajların çağlar boyu devam etmesi gerekir” dedi.
Akşam 19:30’da da İstanbul Kadıköy Yapı Kredi Emeklilileri Lokali'nde “Köy Enstitülerinde Aşık Veysel’in yeri” konulu söyleşi yapılacak.
Etkinlikte çeşitli görseller eşliğinde Karabey Aydoğan ve Köy Enstitülü öğretmenler Aşık Veysel'i anlatacak.
Alıntı : Yön Radyo, YönFM

ANKARA ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ YOK EDİLİYOR!!!!

1980 yılında Atatürk’ün Kültür Devrimi anısına çıkartılan 2302 sayılı Atatürk Kültür Merkezi Kurulması Hakkındaki Kanun” iptal edilecektir.

Söz konusu AKM alanı; Ulus’taki Atatürk heykelinden başlayarak, 1. ve 2. TBMM Binaları, Tarihi Ankara Palas Binası dahil, Hipodrom Alanını, 19 Mayıs Stadyumu ve spor tesislerini, Gençlik Parkını, Opera ve CSO Binalarını ve Cer Modern’i de içinde barındıran Atatürk Kültür Merkezi alanı, 5 bölgeden oluşmaktadır. Konya Yolundan Adliye Sarayına kadar uzanan bu alandaki kültür sanat projeleri yok ediliyor.

1980 yılında çıkartılan 2302 Sayılı yasa, Ankara’nın ortasındaki 150 hektarlık AKM alanını Büyükşehir Belediyesinin yetki alanından çıkartarak kültür sanat alanı olarak yasal güvenceye kavuşturmuş, bunun dışında yapılaşmaya yasak getirmişti. Şimdi ise TBMM de görüşülen “Afet Riski Taşıyan Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı”na bir madde eklenerek bu alan yapılaşmaya açılıyor ve kültür sanat alanı olmaktan çıkartılıyor.

Büyükşehir Belediyesine devredilen alanın kültür sanat mekanlarından temizlenerek böylece yapılaşmaya açılması sağlanıyor ve Atatürk’ün kültür sanat devrimi ile kültür mirası yok ediliyor.

Ankara bu gün konser salonu ve opera binası olmayan Avrupa’daki tek başkenttir. Bu alanda üretilen projeler Başkenti bu yoksunluktan ve utançtan kurtaracaktı. Yeni yasayla bu fırsat yok ediliyor.

Kültür Bakanlığı’nın kendi görev ve sorumluluk alanındaki alanı, Büyükşehir Belediyesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devretmesi ise anlaşılır değildir.

Demokrasi kültürünün oluşmasında kültür ve sanat toplumun temel taşını oluşturmaktadır. Siyasi erk bu yapıyı yok ederek tebaalaştırılmış bir toplum oluşturma çabalarını sürdürmektedir. Bütün yurtseverlerin görevi, Cumhuriyetimizin başkentine sahip çıkmaktır. Bu yolda bütün kurum ve kuruluşların gerekli mücadeleyi vermesi zorunludur.
TBMM, büyük emekler verilen ve milyon dolar kamu parası harcanan bu mekanları yok edecek bu yasayı geriye çekmelidir.

Mücadelemiz devam edecektir.
Alıntı: MÜZED Müzik eğitimcileri derneği

- ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

- BİLİM VE EDEBİYAT ESERİ SAHİPLERİ MESLEK BİRLİĞİ (BESAM)

- CUMHURİYET KADINLARI DERNEĞİ

- DEVLET TİYATROLARI OPERA VE BALESİ ÇALIŞANLARI VAKFI (TOBAV)

- DEVLET TİYATROSU SANATÇILARI DERNEĞİ (DETİS)

- MÜZİK EĞİTİMCİLERİ DERNEĞİ (MÜZED)

- SAHNE, PERDE, EKRAN, MİKROFON OYUNCULARI SENDİKASI (OYUNCULAR SENDİKASI)


- SANAT KURUMU

- TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ

- TİYATRO OYUNCULARI MESLEK BİRLİĞİ (TOMEB)

- TMMOB İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ

- TMMOB MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ

- TMMOB PEYZAJ MİMARLARI ODASI

Öğretmenlerimiz az çalışıyor diyenlere cevaptır!

Öğretmenlerimiz Çok Çalışıyor, Az Kazanıyor...

Türkiye’de öğretmenlerin OECD üyesi ülkelerin ortalamasından 312 saat az çalıştığı ve maaşlarının bin 700 Euro olduğu yönünde kamuoyuna sunulan yanlış rakamlar ve oluşan bilgi kirliliği üzerine açıklama yapan Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı Gürkan Avcı, “Kamuoyuna verilen bilgiler hatalı ve yanlıştır. Tam aksine Türkiye’de öğretmenler çok çalışıyor ama az kazanıyor” dedi.


ÖĞRETMEN MAAŞLAR YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA
‘OECD 2011 Eğitim Raporu’na göre Türkiye’de öğretmenlerin OECD ülkeleriyle kıyaslandığında 1808 saat ile rekoru yakalayarak ortalamanın 145 saat üzerinde çalıştığını fakat buna rağmen en düşük ücreti aldığını söyleyen Gürkan Avcı, “Türkiye’de öğretmenlerimiz gerek AB gerekse OECD ülkelerinin tamamından daha fazla çalışıyor. Değil bin 700 Euro, bin 700 TL ücret bile alamıyor. Bugün göreve yeni başlayan öğretmenimizin maaşı bin 588 TL ile yoksulluk sınırının altında kalmıştır” dedi. ÖĞRETMENLER HAZIR TÖREN KITASI Öğretmenlerin ders saatleri dışında; veli ve öğrenci görüşmeleri, sınav hazırlıkları, ders hazırlığı ve sınav kağıtlarının hazırlanması ve okunması, öğrenci danışmanlığı, nöbet ve okulla ilgili görevler ve toplantılar, kermes düzenlemek, bağış toplamak, TKY, ADEY gibi çeşitli ders dışı etkinlikler ve bir çok faaliyeti de beraberinde yürüttüğünü söyleyen Gürkan Avcı, “Türkiye’de öğretmenlerimizin iş yükü sanıldığından çok daha ağırdır. Öğretmenlerimiz birçok angarya işlerde yoğun mesai harcadığı gibi hemen her resmi bayram, açılış ve kutlamalarda da hazır tören kıtası olarak kullanılmaktadır” dedi. ÖĞRETMENLİK EN VEFAKAR, EN FEDAKAR MESLEK Türkiye’nin vefakar öğretmen manzaralarıyla dolu olduğunu ve eğitim sisteminde yapılan reformların başarıya ulaşması için öğretmenlerin moral ve motivasyona ihtiyacı olduğunu ve onore edilmesinin gerektiğini söyleyen Gürkan Avcı, “Kendisine teslim edilen körpecik beyinleri aydınlatmak için insan üstü bir gayretle çalışan öğretmenlerimizin mesleğine küstürülmeye çalışılması doğru değildir. Öğrencisi mağdur olmasın diye diyaliz makinesine bağlandığını söylemeyen, kucağında bebeğiyle ders veren, kendi cebinden kütüphane kurup okula bağışlayan, dağ köylerindeki çocuklara kıyafet alan ve bir harf öğretmek için gittiği yerlerde teröristlerin kurşunlarına hedef olan öğretmen manzaralarıyla doludur ülkemiz. Türkiye'de öğretmen olmak kendini fedakarlığa, vefaya, geçim derdine ve itilip kakılmaya mahküm etmek demektir. Ellerine yaşanacak kadar ücret geçmeyen, geçimini ikinci, üçüncü işlerle sağlamaya çalışan öğretmenlerimizin durumu ortalama bin 789 TL ile ortadadır. Gelişmiş ülkelerde en çok aylık alan meslek ise öğretmenliktir” dedi.

ÖĞRETMENSİZ BAŞARI OLMAZ
Öğretmenleri mutlu etmeden, ekonomik, mesleki, demokratik ve özlük sorunlarını çözmeden yapılan reformlar, teknolojik yatırımlar ve yenilik çalışmalarından olumlu sonuçlar almanın zor olduğunu söyleyen Gürkan Avcı, “Büyük önem ve ümit atfettiğimiz, desteklediğimiz eğitim reformları, devrim niteliğindeki yenilik ve değişim çalışmalarıyla birlikte öğretmenlerimizin temel sorunlarının da çözüleceğine inanıyoruz. Bu itibarla yöneticileri tarafından takdir ve motive edilmiş öğretmenlerimiz, maaşları kamu çalışanları arasında en yüksek gruplarda anılan öğretmenlerimiz mutlaka diğer sorunların da üstesinden gelecek ve ülkemizi muasır medeniyet hedefine koşar adım taşıyacaktır. Öğretmenlerimizin sorunlarını çözdüğümüz takdirde eğitimin sorunlarını ve akabinde ülke sorunlarını büyük ölçüde çözmüş olacağız” dedi.

D. Eğitimciler Sendikası

Shakira Kürtçe şarkı söyleyecek!

 



Bugün gazetesinde yer alan haberde; Halepçe ve kanlı operasyonun adı Enfal’i protesto amacıyla düzenlenen şarkıları Shakira ve Kürt sanatçı Hemin Xalid Kürtçe, İngilizce ve İspanyolca okuyacağı iddia edildi.

Gazetedeki iddiaya göre Erbil ajanslarına düşen haberlerde aslen Lübnanlı olan Shakira'nın Kürtler arasında Doşke ismiyle tanınan ve Amerika’da yaşayan Hemin Xalid ile düet yapacağı, Xalid ve Kürtler’e karşı yapılan katliamları kınamak için Shakira’nın düeti kabul ettiği öne sürüldü.
Kürtçe parçanın isminin “Helepçe’y” Gul”, Enfal üzerine seslendireceği parçanın İngilizcesinin ise “This Time For Kurdistan” olduğu, Irak Kürtlerinin yaşadığı trajedileri ele alan eserlerin Kürtçe, İngilizce ve İspanyolca okunacağı belirtilmişti.

Sony'den açıklama var

Shakira'nın bağlı olduğu Sony Music bir açıklama yayımlayarak iddiaların doğru olmadığını ve Shakira'nın böyle bir projesinin bulunmadığını bildirdi. 

Radikal gazetesi de Hemin Xalid diye bir şarkıcının olmadığını duyurdu. 
ünyaca ünlü şarkıcı Shakira'nın, Halepçe katliamını kınamak için albümünde 2 Kürtçe şarkıya yer vereceği iddiası plakçısı Sony Music'in Latin ofisince yalanlandı.

BOBYLON PARKORMAN'A TAŞINIYOR!

 
Babylon Soundgarden Festivali The Parov Stelar Band, Oi Va Voi ve Caravan Palace gibi isimlerle 26 Mayıs Cumartesi Parkorman’da!
 
Geçen yaz Teoman’ın da son konserini verdiği, büyük ilgi gören Babylon Soundgarden Festivali 2012 senesi içerisinde hem İstanbul’da hem de Ağustos ayında Çeşme Babylon Aya Yorgi’de düzenlenecek. Festival’in ilk ayağı The Parov Stelar Band, Oi Va Voi, Caravan Palace  ve Büyük Ev Ablukada gibi grupların katılımıyla 26 Mayıs Cumartesi günü Maslak Parkorman’da gerçekleşecek.
Parkorman’ın yeşillikleri ve sıcak atmosferiyle özlediğimiz festival tadını Babylon kalitesiyle İstanbullulara sunmaya hazırlanan Babylon Soundgarden, Swing İstanbul gösterileri ve güne yayılan birçok farklı eğlenceli aktivitesiyle İstanbul’da festival sezonunu açacak. Babylon Soundgarden Festival’in 40 TL’den başlayan avantajlı ön satış biletleri bugün Biletix üzerinden satışa çıkıyor.
Alıntı: Dipnot tv

Yılmaz Özdil'den Müziğin yakılması üzerine Bir Ağıt!

Paylaşmadan edemeyeceğim çok özel bir yazıyı Yılmaz Özdil'in kalemiyle olduğu gibi sunmak istedim. Bir Sivas katliamını unutturmamak ve hatırlatma görevi varken üzerimizde, bir de hukukun bittiği noktada direnç gösterme görevimizde var artık. Sunay Akın anlatılarından örneklendiğini düşündüğüm bu yazıyı dikkatle okuyun lütfen. Kimin hikayesi olduğu önemli değil, hikayenin kime olduğunu bilerek okuyalım.
Hepimize direnç ve kuvvet diliyorum...

Cura


Halk ozanıdır. Koca yürek... Anadolu’nun bağrından kopar, yolu Paris’e düşer. Bi başına. Karnı aç. Elleri cebinde dolaşırken, bakar ki, sokak çalgıcıları var, müzik yapıyorlar, para topluyorlar. Çöker bi köşeye, cura’sını tıngırdatmaya, yanık yanık söylemeye başlar:


“Aç kulaklarını dinle sözümü, yalan söz gerçeğe tuzak değil, insan hakkını hak bilen kişi, özünde nur doğar yalan ateşi, kamili taşlamak cahilin işi, cahilden kötülük hiç uzak değil...”


*
Tesadüfen ordan geçerken, durup, dinleyenler arasında Abidin Dino da vardır. Çağdaş Türk resminin öncülerinden, ressam, karikatürist, yazar, yönetmen... Entelektüel çevrede büyüyen, Robert Kolej mezunu, bizzat Mustafa Kemal tarafından resim ve sinema eğitimi için Rusya’ya gönderilen... ABD’de Fransa’da sergiler açan, Fransa Plastik Sanatlar Birliği Onursal Başkanı olan, Fransa Kültür Bakanlığı’ndan Altın Şövalye Nişanı alan, New York Dünya Sanat Sergisi Danışmanlığı yapan... Siyasi görüşleri nedeniyle ordan oraya sürgüne gönderilen Abidin Dino.
*
Tanışırlar... Kasketli, pala bıyıklı, buram buram Anadolu kokan ozan’ın kalacak yeri olmadığını öğrenir, koluna girer, evine davet eder. Dilbilimci, yazar, Paris Ulusal Bilim Merkezi’nde görev yapan, öğretim üyesi doçent eşi Güzin Dino, sofrayı kurar. Otururlar, sohbete koyulurlar. Laf lafı açar, ozan der ki, beni yarın çarşıya götürür müsünüz? Hayrola derler, ne lazımsa biz sana alalım... “Bale ayakkabısı alacağım” der! Dino’lar şoke olur. Kara yağız ozan, o şahane şivesiyle
devam eder: “Benim oğlan balet de... Ona göndereceğim.”
*
Çünkü...
Nesimi Çimen’dir o.
*
Türkü derleyen, ilk plak çalışmasını 1964’te yapan, Almanya’da Fransa’da İsveç’te albümler çıkaran, dünyanın en önemli müzikhollerinde sahne alan, Türkiye’de ha bire gözaltına alınan, işkence gören, sürüm sürüm süründürülen, yılmayan, ömrünün sonuna kadar hiç sosyal güvencesi olmayan, yurtdışından gelen teliflerle mütevazı yaşamını sürdürmeye gayret eden... Sazın sözün, üç telli cura’nın ustası.
*
Aslen Tunceli Hozatlı. Kayseri’de ırgatlık yaparken, aşiret ağasının kızı Dilber’e aşık olur, Dilber de ona, kaçarlar, Adana’ya... Evlatları olur. Almanya’ya işçi yazılır, nefes darlığı olduğu için kabul edilmez. Kalaycılık filan yaparken, Yaşar Kemal’le tanışır. Onun yardımıyla İstanbul’a göçer, gecekondu kiralar, mozaik fabrikasında işe girer. Fabrika greve gider, Nesimi’yi kovarlar. Ayazda kalır. Dokuz yaşından beri çalıp söylediği cura’sına bakar, ekmeği senden çıkaracağız der, ozan’lığa başlar. Tek kelimeyle, müthiştir. Anında tanınır. Efsane haline gelmeye başlayan bu gariban’ın tek göz oda gecekondusuna gelip gidenler arasında, Yaşar Kemal’in yanısıra, gazeteci İlhan Selçuk, sosyolog siyasetçi Behice Boran, caz-pop divası Tülay German, Yılmaz Güney, heykeltıraş Kuzgun Acar, yönetmen Atıf Yılmaz, Aşık Mahsuni Şerif vardır... Ve, kurban olduğum, Can Yücel.
*
Yurtdışında eğitim için devlet bursunu bileğinin hakkıyla kazandığı halde “torpil yaptı dedirtmem, seni gönderemem” diyen Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğlu... Biriktirdiği harçlıkları, kendi yerine gönderilen ve beyin cerrahisinde çığır açan, canciğer arkadaşı Ordinaryüs Profesör Gazi Yaşargil’e veren... Alnı açık yürüyen, Cambridge Üniversitesi’ne gitmeyi başaran, zırt pırt içeri tıkılan, oralı bile olmayan, tınmayan... Bana göre, Türkiyemin en heyecan verici şairi Can Yücel.
*
Bi gün, Nesimi’nin henüz bebekken eline cura verdiği oğluna bakar şöyle Can Yücel... “Bu çocuğu Konservatuara göndersene birader” der. Nesimi de “peki” der.
*
Girer sınava oğlan, doğuştan kabiliyet, İstanbul Devlet Konservatuarı’nı birincilikle kazanır. Keman bölümüne yazarlar. Yazarlar ama, keman alacak parası yok. Okul hediye eder... Hediye kemanla dört sene okur. Öbür masrafları Can Yücel tarafından karşılanır. Ancak... Ciddi bir sorun vardır. Akşamları evde ders çalışması mümkün değildir. Tam eline kemanı aldığında, sofra kurulur, eş dost, türkü başlar, oğlan da mecburen cura’sına sarılır, babasına eşlik eder. E böyle olmayacak, sonunda karar verir, ev ödevi olmayan bir bölüme geçmelidir... 14 yaşında giyer taytını, Bale bölümüne geçer. Önceleri gizler babasından... Sonra öğrenir baba... Dedim ya, koca yürek, gülümser, evladına şöyle der: “Nerde mutluysan, orda yaşa!”
*
Geceleri pavyonlarda bağlama çalarak cep harçlığını çıkarır, babasıyla köy köy dolaşır, derleme çalışmalarına katılır, Orhan Gencebay’ın arkasında çalar, neticede Konservatuar’dan mezun olup, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne girer.
*
Mazlum Çimen’dir o.
*
Nesimi’nin, zulüm görmüş, haksızlığa uğramış manasında “Mazlum” adını koyduğu oğlu...
Adının hakkını verircesine, henüz sekiz yaşındayken babasıyla birlikte gözaltına alınan, babasının işkence görmesine şahit olan Mazlum.
*
20 sene klasik eserlerde, Yedi Kocalı Hürmüz’den Hisseli Harikalar Kumpanyası’na sayısız müzikalde dans etti. Edip Akbayram’a Fatih Kısaparmak’a besteler verdi. Film müzikleri yaptı, Altın Portakal ve Altın Koza’nın yanısıra, Almanya’dan Fransa’dan İsviçre’den ödüller kazandı. Dizi film müzikleri yaptı, mesela, Orhan Kemal’in ölümsüz eseri Hanımın Çiftliği gibi... Kendisinin çalıp söylediği, albümler çıkardı. Oğluyla birlikte Çimen Müzik’i kurdu.
*
Oğul da, Saki Çimen...
Nesimi’nin torunu.
Piyanist.
*
Dedesinin türküleriyle büyüdü, 13 yaşındayken ilk bestesine imza attı. Kendisine ait 11 besteyle Rastgele albümünü çıkardı. Saki piyano çaldı, Cem Yılmaz bateriyle, Kürşat Başar saksafonla, Cahit Berkay yaylı tamburla, Nebil Özgentürk bağlamayla, Erdem Akakçe gitarla, Sırrı Süreyya Önder cümbüşle eşlik etti.
*
Bale ayakkabısına dönersek...
Paris’ten geldi Nesimi, bale ayakkabılarını oğluna verdi, orda biriyle tanıştım dedi, gitar çalıyor, çok önemsiyorlar adamı... Kim acaba? Bilmiyorum dedi, yağmurlu bi havaydı, curamı ceketimin içinden çıkardım, adam çok şaşırdı bunu mu çalıyorum diye, ben çaldım, o adam sanki küçüldü küçüldü curanın içine girdi, ööyle dinledi.
*
Senelerce bunu anlattı.
Gel zaman git zaman...
Paris bavulunun içinde bir fotoğraf buldu Mazlum... Babası cura çalıyor, “o adam” adeta büyülenmiş gibi, nefesini tutmuş dinliyor. Vayyy dedi, koştu babasına, fotoğrafı gösterdi...
O adam, bu adam mıydı?
Evet dedi Nesimi...
*
Peter Gabriel’di.
*
Progressive rock denince ilk akla gelen, Genesis’in kurucusu... Grup ve solo albümleri 250 milyon satan, altı Grammy’si ve Oscar adaylığı bulunan, İngiliz kült müzisyen.
*
Ve...
Yaktılar o Nesimi’yi!
Sivas’ta yakılanlardan biri.
*
Ve, değerli gençler...
Ne salt Alevilerdir kıyılan aslında, ne hukuk garabetidir, ne de güvenlik zafiyeti... Hepsi sığmayacağı için, sadece bir örnek verdim, yukarda adı geçenleri sıralayın lütfen alt alta.
*
Anadolu kültürünü muhafaza ederek, müzikle baleyle resimle sinemayla, akılla bilimle eğitimle, Batı’ya yelken açan yolculuk’tur asıl önlenmek istenen... Yobazlığı hâkim kılmaktır. 
 Alıntı Yılmaz Özdil 15-12-2012 yazısı

Funda Alkan Cumbul ‘’Pamuk İpliği’’ Resim Sergisi



Funda Alkan Cumbul ‘’Pamuk İpliği’’ Resim Sergisi 21 Mart - 14 Nisan 2012

Ressam Funda Alkan Cumbul 21 Mart - 14 Nisan 2012 tarihleri arasında Derinlikler Sanat Merkezi’nde…

Sanatçı sergiye adını veren Pamuk İpliği’ni şu şekilde açıklıyor. Kadın ve erkek, dünyaya farklı gözlerler bakar. Olumlu ve sevgi dolu ilişkiler yaratabilmek için bu temel gerçeği kabul etmek gerekir. İnsanların birbirinden farklı olduğunu kabul etmeyiz ve birbirimizi değiştirmeye çabalarız. Yaşamımızın içinde olan kişilerin, tıpkı gibi hissetmelerini, düşünmelerini, davranmalarını isteriz. Farklı tepkiler gösterdiklerinde onları hatalı bulur, düzeltmeye çalışırız. Biraz değiştirip, aynı fikri paylaşır ya da söylediklerimizi yaparlarsa onları sevebileceğimizi düşünürüz. Sevgi bu değildir. Bu tür sevgiler pamuk ipliğine bağlıdır. Sevgi koşulsuzdur. Sevgi istekte bulunmaz, yalnızca kabullenir ve değer verir. İnsanlar birbirinden farklı olduklarını kabul edince, gerçek sevgiyi bulmuş olurlar.

Sanatçı, 1956 yılında İzmir’de doğdu. Yüksek öğrenimini 1979 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü Grafik Ana Sanat Dalından mezun olarak tamamladı.

İzmir Özel Türk Koleji ve Obje Sanat Galerisinde resim öğretmenliği yaptı.

Kişisel sergilerinin yanında birçok karma sergiye de katıldı. Ayrıca İzmir Sanatçılarıyla Su Grubuna dahil olup yurtiçinde sergilere ve yurt dışında bienallere katıldı. Yardım amaçlı etkinliklerde bulundu.

Resimlerinde yaşamı gözden geçirmek adına, sevginin yaşarken geliştirilmesi gereken en önemli nitelik olduğunu vurgulayarak, duygularını fırçası ve boyaları ile ölümsüzleştirmeye çalışıyor.

Bütün resimlerini geçmişte yaşanmışlığı yaşatmak adına antikalaştırıyor. Halen kendi atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Opus Amadeus Oda Müziği Festivali 7-29 Mart 2012

Mehmet Mestçi - ARTİSAN tarafından  düzenlenen ve  Türkiye'de şimdiye kadar yapılan en kapsamlı  piyano festivallerinden olan  “İstanbul 2010 Chopin Piyano Haftaları ” ve  “2011 İstanbul Liszt Piyano Haftaları''ndan sonra  Mart ayında başlayacak olan  ''Opus Amadeus Oda Müziği Festivali'' barok, klasik, romantik ve çağdaş müziğin birbirinden güzel eserlerini seçkin konser salonlarında yine değerli müzikseverlerle buluşturacak.

7-29 Mart  2012 tarihleri arasında düzenlenecek olan 3. Festivalimiz Türkiye’nin ve Avrupa’nın değerli müzisyenlerinin icraları ile zengin bir oda müziği repertuvarına yer veriyor.

Festivalde Corelli, Stravinsky, Bach, Liszt, Kurtag, Mozart, Schubert, Gismonti, Schumann, Brahms, Şostakoviç, Bach - Busoni, Debussy, Haydn,  Mimaroğlu, Vivaldi, Rihm, Beethoven ve Rachmaninoff‘ un eserleri yer alacaktır.
Bilet ve festival ayrıntıları için http://www.odamuzigifestivali.com/ sitesine başvurun..

RUSYA EUROVİSİON 2012

2012 Yılında eurovision yarışmasına damga vuracak bir duruştur bu gurup. Samimiyeti, ülke vizyonunun temsiline düzgün bir yaklaşım, kültürlerin ilişkilendirilip tanıtılması görevi ilk defa sergileniyor. GÖNLÜMÜN BİRİNCİSİ her açıdan bu sunumdur. Müzik değil müziğin var ettiği kültür açısından eurovisionnun görevi budur.
Bizim de bir şekilde Denizli den, Kırşehir den bir ozanımızla katıldığımız gün, biz bu yarışmanın bizi kullanmasına değil, bizim bu yarışmayı kullanarak bir değer sergilediğimiz ve dik durduğumuz gün olacaktır. UMARIM bir gün...

Süleyman EKER Mart 2012


Eurovision 2012 - Rus Nineler | muziklihayatlar.blogspot.com

THEREMİN NEDİR ?

Theremin ilk elektronik ve çalarken temas gerekmeyen müzik aletidir. İsmini mucidi olan rus Profesör Leon Theremin den alır, 1928 de mucidi tarafından patenti de alınmıştır. Orjinal adı Termenvox veya Aetherphone dur, daha sonra ingilizceleşerek zamanla Theremin adını almıştır.Kontrolü iki metal anten arasında sağlanır, bu antenler aleti çalan kişinin ellerinin pozisyonunu algılarlar.Bir el ile titreşim dalgaları gönderilir diğer el ile de sesin şiddeti ayarlanır. Theremin ürkütücü sesler ile birleşik bir alettir. Elektrik sinyalleri Theremin uzerinde büyütülür ve baglı olan hoperlörlere gönderilir. Theremin sanat müziklerinde ve rock gibi popüler müziklerde de kullanılır.)

Yeni TL simgesi ve müzikçe karşılığı :)

Yeni TL simgesi Türk sanat müziğinde kullanılan mücennebi kebir işaretine ne kadar benzeşiyor :)
Para cepte olmayınca komaya girdiğimizden koma bemol kullanılması doğru bir simge... :)

Cappy Meyve Tanem: Yenecek Bu İçecek!

Hem yenilebilen, hem içilebilen şeye ne denir? Yenecek bir içecek denir! Cappy Meyve Tanem denir! Cappy Meyve Tanem, içindeki gerçek şeftali parçaları ile benzersiz bir ürün. Düşünsenize, sezonunda özenle seçilen şeftalilerin kabukları el değmeden soyuluyor, küçük küpler haline getiriliyor. Sonra bu küpler, özel dolum makineleri ile leziz meyve sularına dağıtılınca, ortaya şimdiye kadar yapılmamış, yepyeni bir lezzet çıkıyor. Cappy Meyve Tanem taneleri, kıvamı, yoğun tadı ve güzel kokusu ile çok farklı, doğal olmayan hiçbir koruyucu madde içermiyor olması da başka bir artısı.

Cappy Meyve Tanem; kampanya odağına diyaloğu koyarak Twitter, Facebook ve Ekşi Sözlük gibi platformlarda paradoksları irdeliyor.

Ürünün lansman kampanyasının başlangıcında da işin içinden çıkmaya çalışan iki ünlü isim var: Hayko Cepkin ve Mustafa Topaloğlu. Kendileri başlı başına paradoks olan konuklar, “Çık İşin İçinden” adlı, serinin ilk internet talk show’unda uzun zamandır hepimizin aklında olan fakat hiçbirimizin düşünmek istemediği, o denli kafa karıştırıcı olan soruların içinden çıkmaya çalışıyorlar. Mustafa Topaloğlu ve Hayko Cepkin’in paradoks tartışmaları herkesi çok değiştirecek.

Bir de siz şansınızı denemek için videoyu izleyip içinizdeki gizli filozofu dışarı çıkarabilir ve #cikisinicinden hashtag’ini kullanarak attığınız Tweet’lerle paradoks çözümlerine yardımcı olabilirsiniz. Baktınız yardım lazım, @meyvetanem’i takip edebilirsiniz.

Mustafa Topaloğlu ve Hayko Cepkin’in yer aldığı, serinin ilk internet talk show’u  7 Mart’ta Cappy Türkiye  Facebook sayfasında!

Yenecek mi, yoksa içecek mi? Hadi bakalım, #cikisinicinden!

Kampanyanın devamı ve paradokssal konuklarıyla gelecek talk show’ları izlemek için:
http://cappy.com.tr/yenecekbuicecek
https://www.facebook.com/CappyTurkiye
https://twitter.com/MeyveTanem
adreslerini ziyaret edebilirsiniz.


Bir bumads advertorial içeriğidir.

Burcu Güneş - Oflaya oflaya - Gitar akorları ve sözler






OFLAYA OFLAYA - BURCU GÜNEŞ
Senden sonra beni bir tek geceler anladı
Bir de sigaramın boynu bükük dumanı
Senden sonra beni bir tek duvarlar anladı
Bir de masadaki yazdığın o son yazı
Kâğıttan bir kayık gibi
Okyanuslara attın beni
Sırılsıklam ve bir başıma
Unutmadım terk ettiğini

Bir gün bakacaksın arkaya
Orda öyle bıraktıklarına
Aklına gelecek eskiler
Kalbin atacak HIÇKIRA HIÇKIRA

Bir gün anlayacaksın ya
Utanacaksın yaptıklarına
Aklına gelecek eskiler
Kalbin atacak OFLAYA OFLAYA

Rumeli Hisarı'nda Büyüleyen Fantastik Gösteri!

Daha önce Galata Kulesi'nde yaptığı project mapping ile dikkatleri üzerine çeken 8x4, yeni ürünleri olan Beauty ve Beast için bu sefer de Rumeli Hisarı'nda görkemli bir project mapping uygulaması yapmış. Fantastik gösteriye, hepimizin yakından bildiği Güzel ve Çirkin masalı ilham vermiş. Birbirine kavuşamayan iki aşığın kötü niyetli ejderhaya karşı olan savaşı konu edilmiş. Ejderha masalın sonunda 8x4'ün yeni kokularına yenik düşüyor ve aşıklar kavuşuyor.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim; 8x4 gerçekten de hoş ve güçlü kokulara sahip... Deodorant özelliğinin yanında bir parfüm gibi de rahatlıkla kullanılabilir. Gösteriyi Rumeli Hisarı'nda seyredemeyenler için aşağıda paylaşıyorum.

8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye

ULUSLAR ARASI ANTALYA GİTAR FESTİVALİ


Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde gerçekleşecek olan, Antalya Uluslararası Gitar Festivali 21-25 Şubat 2012 tarihleri arasında, Antalya halkını ulusal ve uluslararası bir çok ünlü gitaristle buluşturuyor. Festivale katılacak olan sanatçılardan bazıları, Ahmet Kanneci, Nora Buschmann, Duo Cuenca, Takeshi Tezuka, Eren Sualp Antalya Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, sanat yönetmenliğini Doç. Dr. Ahmet Kanneci'nin yaptığı festivale Türkiye'nin yanı sıra İspanya, Almanya ve Japonya'dan tanınan sanatçılar katılacak.





Festival kapsamında konferanslar ve öğrencilere yönelik atölye çalışmaları gerçekleştirilirken, halka açık konserler de ücretsiz izlenebilecek. Festivalde Almanya'dan Nora Buschmann, İspanya'dan Jose Manuel ve Francisco Cuenca Morales'in kurduğu "Duo Cuenca", Japon klasik gitar sanatçısı Takeshi Tezuka ve Gitar Orkestrası Antalyalı sanatseverlerle buluşacak.Festival, 21 Şubat'ta Duo Cuenca'nın Antalya Kültür Merkezi'nde vereceği konserle başlayacak.
Konserden önce AKM fuayesinde "Gitar, Tarihsel Gelişimi ve Türk Gitar Yapımcıları" konulu sergi açılacak.
Antalya Büyükşehir Belediyesi: 249 50 00

2012 Eurovision Müzik yarışması ve " Love me back "

CAN BONOM U YAPABİLDİN DİYESİM GELDİ!


Her ne kadar başarılı olma ihtimali politik olarak olsa bile fazla yorum yapmadan 
Yorumu arkadaşım Turgay Yakut'un sözlerine bırakıyorum sonuna kadar haklı bir yorum...
"Muasır medeniyetler bekleyin bizi geliyoruz sıyırdık tumanımızı ,alın bizi kucağa  Ege
başlayan ,sonra Üsküdar'a devam eden,sonra hafif Yiddish hissedilen.... Sonrada bir 
kadıköy'lü olarak içimi titreten tek anladığım yer olan haydeiii ve na na na na na na na.Bu 
şarkı '' VAN '' ilini temsil etmiyor VAN ilini geçtim ,ANKARAY'I bile temsil etmiyor.



57. Eurovision 2012 Şarkı yarışmasına Türkiye'yi Can Bonomo, söz ve müziği kendisine ait "Love me back" şarkısıyla temsil edecek. Şarkıyı ilk defa 22 Şubat 2012 TRT ekranlarında canlı olarak 19:45'de okumuştur. Şarkını video klbi Mart'ın ilk haftasında yayınlanması bekleniyor. 
CAN BONOMO Love me back





Can Bonomo - Love Me Back (Eurovision Şarkımız 2012) -

Pulp fiction - Misirlou - Yaralı gönlüm nota ve akor

Bu parçanın genel olarak bestesinin kime ait olduğu tartışma konusu olsa da aslen Rum halk danslarından Misilou dansı müziğinden alıntı olduğu ve anonim bir eser kanısı daha önde diyebilirim. Zeki Müren'in de "Yaralı gönlüm" olarak seslendirdiği eseri ayrıca Dick Dale isimli bir gitarist farklı bir şekilde 1960 lı yıllarda üne kavuşturduğu bilinmekte. Asıl ününe Quentin Tarantino'nun yönettiği, John Travolta, Uma Thurman.'nın
baş rollerini paylaştığı Pulp Fiction filmiyle milyonların sevdiği bir film müziği olarak hafızalarımıza kazındı.
Ayrıca tüm gitaristlerin müziğe başlama sebebi ve teknik çalışma olarak vazgeçilmesi olan bu parçanın
burada basit başlangıç seviyesindeki öğrenciler için çalınabilir bir düzenlemesini sundum.

Burada amaç sol elde pozisyon değişimlerine alışmak ve değişiklikleri yaparken klavye hakimiyetini sağlayacak bir başlangıç sağlamaktır.
Umarım keyifle çalışılır ve çalınabilir bir uyarlama olmuştur . Kolay gelsin!!!

Süleyman EKER
Şubat 2012




DİDO VOLKAN KONAK AKOR ve ŞARKI SÖZÜ



Bu şarkının tabi ki Kazım KOYUNCU yorumuda ayrıca güzel ama buradaki akorlar Volkan Konak yorumuna göre yazılmıuştır. Orjinal tonu Dm (Re Minör) dür.

DİDO – VOLKAN KONAK
Dağlarda gezen kartalım kırıldı mı kanatların
Can mı cıktı boğazından niye düştün düz tarlaya
Tut elimden kalk gidelim uy gidelim ziganaya
Tut elimden kalk gidelim uy gidelim ziganaya

Nanina dido dido anam dido
Dido babam dido dido nanina
Nanina dido dido anam dido
Dido babam dido dido nanina

Kalk ayağa çık dağlara uğrama hiç şehirlere
Bilmezler ne gelmiş başa burada ağlamak bile yasak
Tut elimden kalk gidelim uy gidelim ziganaya
Tut elimden kalk gidelim uy gidelim ziganaya

Nanina dido dido anam dido
Dido babam dido dido nanina
Nanina dido dido anam dido
Dido babam dido dido nanina

YARİM YARİM - VOLKAN KONAK AKOR ve SÖZLER




YARİM YARİM - VOLKAN KONAK

Sevdan ile düştüm yaban ellere
Dalıp çıktım ateşlere küllere..
Giyin demir çarık düş ardım sıra
Dağlara.. yollara.. çöllere..

Diyardan diyara bir yol
Sor beni YARİM YARİM
Bul beni YARİM YARİM
Gör beni YARİM YARİM
Ah beni beni


Sen kalem ol ben de kağıt
Yaz beni YARİM YARİM
Çiz beni YARİM YARİM
Çöz beni YARİM YARİM
Ah beni beni



Aşık olup kalem tutan ellere
Dertli dertli nağme çalan tellere
Yanık yanık türkü diyen dillere
Dağlara yollara çöllere

Diyardan diyara bir yol
Sor beni YARİM YARİM
Bul beni YARİM YARİM
Gör beni YARİM YARİM
Ah beni beni


Sen kalem ol ben de kağıt
Yaz beni YARİM YARİM
Çiz beni YARİM YARİM
Çöz beni YARİM YARİM
Ah beni beni

Volkan Konak Yarim yarim pop gitar ve klasik gitar uyarlanmış akorlarıdır. İlk dörtlükte yazılmış olan akorlar orjinaline yakın yazılımdır. E6 ve basta değişen sesler isteğe göre kullanılmayabiliri (basitleştirmek için)... Akorlardan anlamadığınız ve merak ettiğiniz olursa yorumlara cevap yazarsanız en kısa sürede geri dönüş yapabilirim. Kolay gelsin...

SEKSENDÖRT - ŞİMDİ HAYAT AKOR ve SÖZLER






Şimdi hayat - Seksendört
Bir kadeh sessizlik doldurdum
Daldım gittim semaya
Güz geçti bahar geçti derken
Bir gün daha görsek ne ala
Dünya derdi sarmış dört yanımı
Yaşamayı öğrenemedim hala

(NAKARAT)
Şimdi hayat ister çiçeklerle gelsin
İsterse vursun geçsin
En bilindik yalanların da
Bir yalan seçsin gelsin
Ben bu yolda tekrar yürümem,
Artık buralardan geçemem
Ben bu yaştan sonra ne kara kaşa ne göze
Nede selvi boya hiç gelemem (Söverim gelmişine geçmişine.)


Her kadehte bir yıldız tuttum
Söndürdüm avuçlarımda
Koşarak kaçtım dünya çocukluğumda
Büyümeyi öğrenemedim hala

Rock müzik, pop müzik akor ve sözleri....

Ferhat Göçer Unutmuş çoktan - Söz ve akorları

Öğrencilerim için şarkı sözleri ve akorları elimden geldiğince yazmaya çalıştım. Orjinal tondan yazılmıştır. Transpoze için yardımcı olabilirim yada biraz siz uğraşıp başarabilirsiniz :)






UNUTMUŞ ÇOKTAN
Tek yönüm sendin izini kaybettim
Bir iz bir yön olmadan düştüm yollara
Bir sağa çarptım bir sola çarptım
Savruldukça savruldum hep çıkmazlara

Çınladıkça adın kulağımı kapattım
Bir son veremedim içimdeki tiz çığlıklara
Hep sendeydi aklım bedeni aldattım
Savruldukça savruldum koldan kollara
Bakmadı gitti dönmedi bile arkasına
Eğdim boynumu çaresizce galip gelen gururuma

Duydum ellere yarmış yerini yeller almış çoktan
Bense kendimi salmış yüreğini yaralar sarmış yoktan
Bir kızı bir oğlu varmış kendi hayatına dalmış
En acısı da beni hatırlamamış unutmuş çoktan

Müzisyen dileği !

Müzisyenlerden dinleyenlere dilek gibi! Her müzisyenin yaşadığı sahne 


tepkilerinin kısa bir özeti olan aşağıdaki değerlendirmeleri okumakla kalmayın 


paylaşın...

1- Hiçbir müzisyen size çalmak için çıkmaz sahneye. Siz onu dinlemeye 


gidersiniz. Bu yüzden ondan size çalmasını beklerseniz, eğlenemezsiniz. 


DİNLEMELİSİNİZ.

2- Müzik kutuları belli kapasitede cd alır. Bilgisayarların ''hard disc'' i belli 



kapasitededir. Dünyadaki herşeyi onlara yükleyemez ya da onlardan 


dinleyemezsiniz. Bir müzisyen de belli kapasitede şarkı bilir. Sorduğunuz birkaç 


şarkıya karşılık veremiyorsa cahil ya da yetersizmiş gibi bakmayınız. Emin 


olun,sizden çok daha fazla şey biliyordur. Herşeyi bilmesini 


beklerseniz,yanılırsınız. SUSMALISINIZ.


3- ''İki tıngırdattın, neye yoruldun?'' ya da ''İki tıngırdatıp parayı götürüyolar.'' 



sözlerini birilerine söylerken, müziğin ve sahnenin çok büyük motivasyon ve 


konsantrasyon istediğini,bu yüzden oluşan beyin yorgunluğunun ve sarfedilen 


eforun gerçekten çok yorucu olduğunu,''iki tıngırdat''madan önce işine hakim bir 


müzisyenin en az 5 sene,büyük bir sabırla, kendini geliştirmeye ve yetiştirmeye 


harcadığını,bu eğitim sürecinin sonsuz olduğunu,iyi müzik yapmanın kullanılan 


malzemeler açısından çok masraf gerektirdiğini,müzik yapmanın kolay bir iş 


olmadığını BİLMELİSİNİZ.

4- Savunucusu olduğunuz ideolojileri ortaya koymak için belli ideolojik şarkıları 



bar programlarında istemek ve bunlara kadeh tokuşturmak,şarkılara ilham olan 


kişilere ve bu şarkıları üretirken çok ağır bedeller ödeyen insanlara büyük 

saygısızlıktır. İdeolojiniz rakıya meze oluyor demektir. UYANMALISINIZ.

5- Bir şarkıyı ya da bir albümü ortaya çıkarmak kanaviçe işlemek gibidir. Küçük 



küçük parçalar halinde bütün meydana gelir. Bu da -teknoloji ne kadar ilerlemiş 


de olsa- çok büyük emek ve uzun zaman ister. Bu emeğin karşılığını vermemek 


vicdan sorunudur. GÖRMELİSİNİZ ve ALKIŞLAMALISINIZ.. 
Related Posts with Thumbnails