ilkokularda eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilkokularda eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İlkokula Yeniden Başlamaya Sebep Finlandiya Eğitim Sistemi

Eğitim şart. Bu kısımda hepimiz hemfikiriz. Peki eğitim sistemimizin kalitesine ne denli hemfikir olabiliriz? Evet haklısınız. Bırakın hemfikir olmayı, dilimiz döner, konuşamayız.
İşin aslı eğitim sistemimizin geleceği konusunda da tartışmalar sürüyor. O konuda da kesin bir yol haritası çizebilen yok.
Bizden bir başlangıç olsun. Gidelim Finlandiya’nın eğitim sistemini inceleyelim. Transfer edip geri gelelim. Listeyi okuduktan sonra bize katılanlarla bir imza kampanyası düzenleyebiliriz.

Finlandiya eğitim sistemi, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nda yıllardır tüm dünyada birinci geliyor

finlandiya-pisa-sonuclari
Bu programda öğrencilerin okulda gördüklerini gerçek hayatta ne kadar uygulayabildikleri, analitik düşünce yapıları, sorun çözme yetenekleri, matematik ve fen bilimleri alanında kalifikasyonları değerlendiriliyor. Türkiye yıllardır kendine son 5 sırada yer buluyor.

Öğrencilerin girmek zorunda olduğu herhangi bir sınav bulunmuyor

finlandiya-egitim-sistemi-sinav-yok
Haliyle dershaneler, özel dersler, etüt merkezleri de yok. Eğitim öğrenme üzerine kurulu.

Öğrenciler 7 yaşında okula başlıyor ve…

7-yasinda-egitime-basliyorlar
7 yaşından önce ailenin eğitimine inanıyorlar.

Günde ortalama 4 saat ders görüyorlar

4-saat-egitim-goruyor

Öğretmenler ilkokuldan itibaren ders kitabını kendileri belirliyor

finlandiya-egitim-sistemi-kitap-ogretmen
Bizde bu durum üniversitede başlıyor. O da malum profesörlerin kendi yazdığı kitaplardan ibaret olabiliyor.

Dolayısıyla işlenecek konular da öğretmenler tarafından belirleniyor

finlandiya-egitim-sistemi-konular

Okulların mimari dizaynı ev ortamı oluşturulmak üzerine tasarlanıyor

okullarin-mimarisi-finlandiya

Öğrenciler ve öğretmenler yemeklerini birlikte yiyorlar

ogrenciler-yemeklerini-ogretmenlerle-birlikte-yiyiyor
Öğretmeni korku unsuru yapmaktan ziyade her şeyi sorabileceği bir arkadaş gibi göstermek adına yapılan bir uygulama.

Okulun yönetimini öğretmenler sağlıyor, müdür bulunmuyor

finlandiya-ogretmenleri

Bazı dersler farklı yaş gruplarıyla birlikte işleniyor

finlandiya-egitim-sistemi-farkli-yas-gruplari
Bu tutum da çocuğun farklı yaş gruplarıyla iletişimini güçlendiriyor.

Okuldaki gündelik işlerin her biri öğrenciler tarafından yapılıyor

finlandiya-egitim-sistemi-gundelik-isler
Çöplerin toplanması, bitkilerin bakımı, atık kağıtların geri dönüşümü, mutfak yardımı gibi işlerin öğrenciler tarafından yapılması, sorumluluk duygularını güçlendiriyor.

Okul kantininde yalnızca süt, su ve meyve bulunuyor

pizza, salad & fruit salad
Bu bizde kesinlikle tutmaz işte.

Öğretmen olmak isteyenler yüksek lisans mezunu olmadan öğretmen olamıyor

finlandiya-ogretmenleri-egitimş

Ülkede herhangi bir özel okul bulunmuyor

ozel-okul-yok
Devlet öğrencileri doktora derecesine kadar finanse ediyor.
Özet notu: Bütün bunların sonucu olarak Finlandiya, en başarılı öğrenciyle en başarısız arasındaki yetenek farkının en az olduğu ülke konumunda.

“Bitişik Eğik Yazıyla Yazarak” Neyi Öğretmiyor?

Elimdeki kitabın adı: Bitişik Eğik Yazıyla Yazarak Öğreniyorum. Ata Yayıncılık Ankara’da basmış, MEB’na satmış ve tarihsiz. Ancak 2005’den sonra böyle kitaplarla eğitime geçirildiğimizi biliyoruz. Bu kitaplar neyi öğretmiyor ki çocuklarımız beş yıl sonra sıfır çekiyor?
Bu kitaplarla Türkçe’sini perişan ettiğimiz, okumayı sözde öğrenmiş milyonlarca çocuğumuz var şimdi. Artık durup bir bakalım bu kitaplar eğik yazıyla neyi öğretiyor, neyi öğretmiyor?
Bana 2010’da ulaştı bu kitap. Kullanan çocuğun adı Suay, kapağında etiketi duruyor. Suay ile aynı yaşta, şimdi 4.sınıfta okuyan Berra kızımızla tanıştım, yazarken normal cümle kuramıyor, sevgi cümlesini bile doğru kelimelerle ifade edemiyor. Örneğin halasına bir teşekkür çiçeği çizip altına “Halacığım seni çok seviyorum” diye yazmak üzere bir kart hazırlıyor, ama çiçeğin yanına alt alta eğri büğrü “HaLa seni SeViyor” yazabiliyor. Dilbilgisi yok, şahıs yok, zaman yok, fiil çekimi yok, şahıslar karışıyor, gerekli gereksiz büyük harfler, harflerde orantı yok ve yazmaktan nefret ediyor. Oysa bu çocuk hızlı ve doğru okuma yapabiliyor, bir müzik aletini çok çabuk öğrenebiliyor, zihinsel matematik yapıyor. Neden Türkçe doğru cümle kuramıyor, çok merak ettim. Elimdeki Suay’ın okuma kitabına bu sonucu yaratan etmenler açısından bakmaya başladım.
Bakalım Suay okuma-yazmayı eğik yazıyla da olsa hangi cümlelerle öğrenmiş. Kitabı açıyorum. Eğri çizgi alıştırmalarından sonra, resimle yazının bir arada verildiği cümleler kuruluyor. Cümlenin bir kelimesi resim! Resimle yazı iç içe geçmiş. Oysa cümledeki eylemin resmi yazının üzerinde fotoğraf olarak durmalıydı. Hatırlayalım, “Ali okula koş” diyorsa, sayfanın üst kısmında okula giden bir Ali resmi vardı, doğrusu budur. Eylemsiz cümle olmaz, resim eylemin resmi olacaktır.
Suay, yazının resmini önce görür, bütününü yazı olarak göremez. Eyvah! Algı için gereken yazı fotoğrafı oluşamaz. Çocuklar bütünü önce görür dediğimiz, başlangıç eğitiminde kullandığımız “Tümden gelim” yöntemi terk edilmiş, bu kitapta, “tüme varım” bile olmayan, dağınık parçacı kaotik bir yönteme geçilmiş, adına “konstraktif” dedikleri, parçalayarak, kibarlık olsun diye çevirirken “yapılandırmacı” dedikleri bir yöntemle yazılmış.
Kitabın kapağında “Yapılandırıcı Eğitim-Öğretim Sistemine Göre Hazırlanmıştır” diye bir not var. Tüm eğitim kurallarını çiğneyerek öğrenme yapacağını burada ilan ediyor aslında. Aşağıda, Okuyalım-Yazalım sayfalarından örnek aldığım cümlelerde parantez içindekiler resim, + işaretleri ise yanındaki sözcük demektir.
(El) + ele. Okunuşu “El ele”! (El) e + elle. Okunuşu “Ele elle”! Elle + (elma) + elle. Okunuşu “Elle elma elle”!
Anlamsız ve olasılığı sıfır olan cümle örnekleri:
Ela ete (tuz) at. Talat ata elle. Talat tel al. Ela, Talat’a 1 atlet al. Lale, (sepet)e 2 lale at. (Sepet)e 1 atlet, 2 lale al. Lale, Ela (ip) atla. Ata alt tele atlet at. Lale Talat’a (kalem) iletti. Nil (merdiven) in. Nail (ev)i inletti. Ninene naneli (çay) al. Onat ala (balık) al. Onat oltanla (balık) al. Ellerin iri mi? Elleri terli mi? Emine mama alma.
40. sayfada resim, yazı ve rakamlar birlikte, kaotik cümlelerle dolu. 4 rakamını eğik yazıyla veriyor. Üstelik resimdeki sayı ile yazıdaki sayı örtüşmüyor.
Örnek 4 rakamı: 4 nar (biri kesik iki nar) 4 elma (bir elma). Örnek 6 rakamı: (1 kutu) 6 kutu (oltada balık) 6 olta. Altı kutu ile 6 olta.
“Altı” yazıyla mı rakamla mı veriliyor, tutarsızlıklar içinde. Kavramlar alt üst edilmiş halde. 42.sayfada “Anne” başlıklı okuma-yazma metninde evin temeli manevi kavram mı, inşaat terimi mi belli değildir. Aynı anda Aile’nin temeline de dinamit atılıyor:
“Anlat anne anlat. Anne (ev)i anlat. Onlara (ev)in temelini anlat. Leman, anneme mani olma. Mani olma anneme. Anlat anne. Anne, Leman’a inat anlat.”
Sh. 65’deki “Sena’nın Tokası” başlıklı metinde cümleler yapışık, kim sordu kim cevap verdi, bu dil anlaşılır değildir. Hiçbir cümle bir satırda bitmiyor.
“Sena sana toka alalım mı? Anne toka istemem. Sana simli toka alırım. Nasıl toka istersin? Sarı toka isterim. Nasıl sarı toka? Sarı sarı laleli toka. Olur, sarı laleli toka alalım.”
Bütün metinlerde sayfa yarıdan bölünmüş haldedir; satırın altına değil yan tarafına yazma yeri ayrıldığı için, çocuk üste bakıp altına değil, sol yana bakıp sağ yandaki boşluğa yazıyı yazıyor. Çocuk anlamlı bir cümle okumuş olmuyor, sadece resim gibi yazıyı taklit ediyor. Böyle yazımdan paragraf ve cümle bitişlerini kavratmak da mümkün değildir.
Sh. 57’de yan yana geldiğinde dengesiz duran cümleler:
Ellerimi yıkamalıyım. (Kitap)ları yırtmamalı. Anneni yormamalı. Ay yarım mı? Oyun oynayalım mı? Tay, ile at yan yana. Aynayı kim attı? Ayı, yolu tuttu. Sh.68’den: Adımlarını saydım. Adalet annemdir. Kaya adaletli olmalı.
Sh.60’da uçuk soru cümleleri:
Kim lokum tuttu? Kimin elleri kirli? Kimler toka taktı? Kime kek almalı? Kim koluna (sepet) taktı? Kenan ne almalı? Neyi kutuya koymalı? Yaman nereli? İlker nereye inmeli? Itır nereye oturuyor?
Soru cümlelerine cevap verirken hiç evet veya hayır kullanılmıyor: Nesrin Siirtli mi? Nesrin Siirtli. Sami Samsunlu mu? Sami Samsunlu, vb. Sh.113.De “bulalım” oyununda numaraları takip ederek ortaya çıkan cümlenin kelime arasında boşluk vermediği için çok kaotiktir: VALİZİNİTOPLAMALISIN
Sh.117’den cümleler: Küflü peynir alma. Kafanı korumalısın. Fil güzel hayvandır. Fareden korkma. Fazla uzağa gitme. Topu fileye takıldı. Fildişini bilir misin?
İşte, devletimizin bedava verdiği böyle bir okuma-yazma kitabıyla çocuklarımıza bir biçimde okumayı söktürüyoruz, ancak Türkçe’yi anlaşılmaz hale getiriyoruz.
2005’den beri, bedava verilen o ders kitaplarıyla, bütün kavramları kaosa çeviren bir yöntemle yetiştirdiğimiz Suay’lar, Berra’lar… Bu nesil “anlama ve anlatma özürlü” olmasın da ne yapsın?
Zihinsel engelli okullarına yakında daha fazla ihtiyaç duyacağız diyen Milli Eğitim Bakanı Dinçer’in bunu planlanan bir sonuç olarak söylediğinden eminim. Artık SBS sınavları da bir üst okula yerleştirme amaçlı olmayacakmış, öyle dedi. 2005’de, SBS sınavları seviyeyi ne kadar düşürdüklerini ölçme sınavıdır, CİA’nın ABD sömürgelerinde karşılaştırmak için kullandığı ölçüm aracıdır, bu sınava tanı koymuştum, hatta “Bu sınava çocuklarınızı sokmayın, 2012’de bu sınav kalkacak” diyerek velileri uyarmıştım. Bakan beni yanıltmadı.
Bu yasayı durduralım. Bedava diye verilen bozuk ders kitaplarını tümden kaldırıp yerine 1980 öncesi ders kitaplarını getirelim. Tümden gelim metoduyla ve çocuk sosyal varlıktır felsefesiyle, pedagojik yaklaşımı en doğru olan kitaplar o zaman basıldı.
Mahiye Morgül
İLK KURŞUN

"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz" Öğretim Programı

Altınova da tanışyığım değerli öğretmen ve proje üstadı eğitmenin Murat ERGİN'in , insanı özendiren ve imrendiren çalışmasını sizinle kendi diliyle paylaşmak istedim.
Süleyman EKER

Murat ERGİN Projesi!
İki yıldır sürdürmekte olduğum "Benim Müzem" ve "Ailem ve Ben Arkeoloji Öğreniyoruz" projeleri ile İlköğretim düzeyinde büyük dönütler kazanıldı, iki yıl peşpeşe Eğitimde İyi Örnekler Konferansı 2009 ve Eğitimde İyi Örnekler Konferansı 2010 konferanslarında sözlü sunumlarını yaptığım bu iki projenin sonrasında Şanlıurfa Çamlıdere İlköğretim Okulu tarafından hazırlanan 'Benim Müzem' Projesi, Sivas'ta yapılan 18. Müze Kurtarma Kazıları ve Müze Müdürleri Sempozyumu'nda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ödüle layık görüldü.
2009 yılı içinde aldığmız bir önemli dönütte İlköğretim okullarında Müzecilik Kulübü zorunlu hale geldi. Proje Türkiye' deki tüm İlköğretim okullarına sivil müze kazandırılması ve müzecilik eğitiminin zorunlu hale getirilerek Sanat Tarihi ve Arkeoloji gibi alanların desteklenmesini kapsamakta. proje CNN Türk televizyonunda yayınlanan "Taştaki Sır" belgeselinde tanıtıldı


Urfa Göbeklitepe'de bir okul ve bir öğretmen ile EmineCaykara

"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz" Öğretim Programı
Yalova Altınova ilçesinde devam eden projede Okul Müzecilik Drama Atölyesi ile öğrenci velilerinden başlayarak, önce ailede Tarihi, Arkeolojiyi ve Güzel Sanatları anlayarak farkındalık düzeyini artırmak hedeflendi. Okul içerisinde kurulan Seramik atölyesi ile, öğrenci velilerine haftada 10 saat seramik tanıma,eserlerin bireysel, sosyal ve fiziksel özellikleri gözlem yapma, düşünce ve duygularını ifade etme, hayal gücünü kullanma ve bunları kendi yaşamlarına bağlamaları, bilgilenmeleri, eski eser ve müzelerin gündelik hayata kattığı kültürel değerleri anlama ve bu değerleri yaşatmaları amaçlanmıştır.

Okul Veli ilişikisi bağlamında, öğrenciler seramik sanatına ve aile içinde sanata katılma isteği arttığı gözlenmiş, Güzel Sanatlardan başlayarak, süreçe ailesi ile katkıda bulunma yoluna giderek,"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz” Yaşam boyu eğitim sürecinde objenin ve yaratcılığın önemini kavrama, Seramik sanatının çok yönlü öğrenme ve yaşam alanları olarak ( Tarih, arkeoloji, form bilgisi, çevre, heykel, mimari vb.) Seramik eğitimi, amacı ve konuları, sergileri, objeleri, ortamı, çevresi, insanı merkeze alan ve disiplinler arası yönleriyle sanatın, temel eğitim kuramları ve ilkeleri ışığında aktif bir öğrenme ve gelişme alanı olarak kullanılmasını içermektedir.

Bir köy okulu olmasına rağmen okul içerisinde kurulan seramik atölyesinde üretilen seramik formlar, çanak çömlek, form, takı ve arkeolojik eserlerin yorumlamalarından oluşmaktadır. Yakın çevredeki seramik ve çinicilik zenginlikleri üretimde örnek teşkil edilmiş ve çini desenleri rölyef şeklinde yorumlanarak kültürel miras özelllikleri gözetilen (lale,karanfil )gibi formların kullanılmasının yanında, seramiğin içinde barındırdığı özgünlükten yararlanarak yaratıcı eserler ortaya çıkartılmıştır

"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz" özellikle zaman ve mekan içinde kendini ve insanları anlama, kültürel mirası devam ettirme, geçmişi, bugünü ve geleceği anlamlı bir biçimde ilişkilendirme, kültürel varlıkları, eski eserleri anlama, koruma ve yaşatma, kendi kültürünü ve farklı kültürleri çok yönlü ve hoşgörülü bir yaklaşımla tanıma ve anlama, Sanatı bir yaşam biçimi haline getirme ve okullarına birer yaşayan kurum niteliğini kazandırma, kültürlerarası anlayış ve empati geliştirme gibi hedeflere hizmet etmektir.
"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz" Öğretim Programı devamında üretilen formlar yıl sonunda sergilenecek ve yeni projelere eklemlenerek devam edecektir, bu amaçla okulda kurulan müzecilik klübü ile çevre gezilerine devam edilecektir, Yaşamının büyük bir kısmını Eskihisar' da devam ettirmiş olan Osman Hamdi Bey' in kültürel mirasının devamı Eskihisar' ın tam karşısında bulunan Altınova ilçesinde kökleşerek devam ettirilecektir.

İLKÖĞRETİM OKULLARINDA EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ


Paylaş
Türkiyenin eğitim alanında ki genel görüntüsünü çok güzel bir şekilde ortaya koyan bu araştırmayı paylaşmak istedim. Alıntı linki http://www.universite-toplum.org/text.php3?id=391 bu araştırmaya emek harcayan biim adamlarımızı yürekten kutluyorum

İLKÖĞRETİM OKULLARINDA EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ
Yard. Doç. Dr. Elife Doğan KILIÇ2, Serkan TANMAN3

Özet
Bu çalışmanın amacı, ilköğretim okulları ikinci kademedeki eğitimde fırsat eşitsizliğinin durumunu incelemektir. Bu çalışmada kuramsal veriler derlenerek nitel ve nicel bir araştırma yapılmıştır.
Eğitimde fırsat eşitsizliğini ortaya koyabilmek için T.C Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu'nun istatistikî verileri toplanarak yorumlanmıştır. Bu sayede Türkiye'de, bölgeler ve cinsiyetler arasında okullaşma oranlarında ve okul başına düşen öğrenci-öğretmen oranlarında anlamlı faklılıklar olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

Bu araştırmada sekiz yıllık zorunlu eğitime geçilmeden önceki dönemlerden 1994- 1997 yılları arasındaki verilere ve sekiz yıllık eğitime geçildikten sonra 2007 yılına kadar olan verilere yer verilmiştir.

Araştırma sonuçlarına göre eğitimde fırsat eşitsizliğini en aza indirgeyebilmek için çeşitli çalışmaların yapıldığı, özellikle de ulusal ve uluslararası kampanyaların olumlu etkilerinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Eğitim, Eşitlik, Eşitsizlik, Fırsat Eşitsizliği, İlköğretim, Türkiye'de Eğitim.

The Inequality of the Opportunity for the Education at the Primary School
Abstract
The purpose of this study is to search the inequality of the opportunity for the education at the second level of the primary school. Academic data are collected and interpreted to compose this study. In the study, the data, definitions about education, equality, national and international legal procedures about human rights and freedom are mentioned.

In order to find out the inequality of the opportunity for the education, the statistical data of The Ministry of National Education in Turkey and Turkish Statistic Institute are collected and interpreted. Thus, it is searched that if there are any qualified differences between the regions and genders about schooling and the teacher and student rates per school in Turkey.

From 1997-1998 education year on, the duration of the obligatory primary education is accepted as eight years in Turkey. It was five years in the past. For that, it is taken into consideration while collecting and interpreting the data. Before theeight year education, the data of the years between 1994 and 1997 are considered and after the eight year education, the data of the years up to 2007 are considered.

According to the results of the resarch ; it's found out that some studies are held to reduce the inequality of the opportunity for the education and especially the national and international campaigns have positive affects.

Key words: Education, Equality, Inequality, Inequality of the opportunity, Primary School, Education in Turkey.

Giriş
Bireyler doğarken yasalar önünde eşit olarak doğarlar. Fakat bir çok yönden eşitsizlik içinde yaşarlar. Bu eşitsizlikler aileden ve çevreden kaynaklanabilmektedir. Aileden kaynaklanan eşitsizlikler ailenin eğitim düzeyi ve sosyo-ekonomik yapısıyla ilgilidir. Ekonomik açıdan güçlü olan aileler çocuklarının en iyi okullarda hatta genellikle özel okullarda ve kolejlerde en iyi şartlarda eğitim alabilmelerini sağlarken, ekonomik açıdan güçsüz olan aileler çoğu zaman çocuklarının okuldaki ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanmaktadırlar hatta bazı aileler çocuklarının eğitimini yarıda kesmekte veya hiç başlatmamaktadırlar.

Çevreden kaynaklanan eşitsizlikler bireyin içinde yaşadığı coğrafi konum ve toplumla ilgilidir. Bireyin içinde yaşadığı coğrafi bölge eğitim-öğretim imkânlarından yararlanabilme derecesini olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Şehirlerde yaşayan bireylerin yararlandığı imkânların bir kısmından köylerde yaşayan bireylerin yararlanması mümkün olmamaktadır. Yine şehirlerde varsıl kesimde oturanların yararlandığı olanaklardan yoksul kesimlerdekilerde yaralanamamaktır. Bu engellerin yanı sıra bireyin içinde bulunduğu toplumun yaşam tarzı, inançları, tutumları ve önyargıları eğitim-öğretimi olumlu ya da olumsuz etkilemektedir.

Gelişmiş ülkeler, ülkenin kalkınması ve toplumsal refahın artırılmasında başat etkenin eğitim olduğunun bilincinde olarak hareket etmektedirler. Eğitimin ülke genelinde ve bölgeler arasında, köy-kent ve kadın-erkek tüm nüfusa eşit bir şekilde sunumu oldukça önemli bir konudur4 . İnsanların hayatta kalabilme, çevresiyle sağlıklı iletişim kurabilme, daha iyi bir yaşam kalitesini yakalama ve güvenlik gereksinimlerini giderme gibi ihtiyaçları onları bir arada yaşamaya zorunlu kılmıştır5 . Bu zorunlulukları devlet yapısı içerisinde ele almakta yarar vardır. Devlet, ortak bir hayatı ve kültürü paylaşan bir toplumda, bu toplumu düzenleme, bu topluma güvenlik, refah ve huzur sağlama amacını güden ve bu amaca yönelik olarak kanun koyma, bu kanunları uygulama, yargılama, cezalandırma gibi güçlere sahip olan kurumdur6 .

Devlet; laik devlet, hukuk devleti, sosyal devlet, şeriat devleti olarak sınıflandırmak mümkündür. Bu sınıflandırmalar daha da genişletilebilir. Başaran7 devleti; köleci, derebeyi, şeriat, faşist ve sosyalist devlet olarak sınıflandırmıştır. Sosyal devlet, vatandaşlarının ihtiyaç duyduğu hizmetleri adil olarak sunan ve vatandaşları arasında sınıf farkı olmasını engellemeye çalışan devlettir. Sosyal devlette bütün kamu hizmetlerinin devlet tarafından sunulması esastır. Tarihi süreç içerisinde Sosyal devlet anlayışının gelişmesi ile devletin önemli görevlerinden biri de topluma eğitim hizmetlerinin sunulması olmuştur8 . Sosyal devlet insanın yüce bir varlık olduğundan hareketle eğitim hakkının verilmesi görevlerini üstlenir9 Öztürk 19?? (akt. İçer, 1997: 93)10 sosyal devlet anlayışına göre her toplumun görevinin, toplumu oluşturan bireyleri için sosyo-ekonomik imkânları iyileştirmek ve herkese yeteneklerine göre yetişme ve eğitilme fırsatını eşit olarak vermek olduğunu vurgulamaktadır.

Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak sosyal devlet olmanın şartları arasında yer almaktadır. Sosyal devletler eğitimde fırsat eşitsizliğini en aza indirgeyebilmek için sürekli gayret içinde olmuşlardır. Sosyal devlet yapısını benimseyen ülkeler, bunu kısmen başarabilmiş olsalar da, hiçbir zaman eşitsizliği tamamen ortadan kaldıramamışlardır.

Eşitlik düşüncesi, toplumsal ve ekonomik gelişmelere koşut olarak olgunlaşmaktadır11 . Genelde toplumbilimciler belli düzeylerde de olsa, servet, güç, saygınlık yoğunlaşmasından kaynaklanan eşitsizliğin kaçınılmaz olduğunu ileri sürmektedirler12 . “Eğitimin amacı, kişileri yaşadığı toplumun ve toplumun bağlı bulunduğu çağdaş dünyanın uyumlu bir üyesi haline getirerek onları çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatmaktır”13 . İnsanların yaşamını eğitim yoluyla geliştirdiği kabul edilen evrensel bir gerçekliktir. Eğitim insanın bireysel, çevresel ve sosyal yönlerden başarıya ulaşmasında; barış, özgürlük, sosyal adalet ve evrensel bütünlük ideallerine erişmesinde temel araçtır14 . Uluslararası rekabette, her alanda eğitimi sürekli bir etkinlik olarak gören ve bilgiye sahip olan toplumlar avantajlı hale gelmiştir15 .

Eğitimde olanak eşitliği, yurttaşlara ulaştırılan eğitimin hiçbir ayrıcalık gözetmeksizin denk olarak sunulması demektir. Bir ülkede eğitimin yurttaşlara denk olarak sunulmasının üç ölçütü vardır. Bunlar; eğitim programlarında, eğitim ortamlarında ve eğitimin yurttaşlara mal oluşunda, eşitliktir. Devlet bu ölçütleri yerine getirdiği sürece eşitliği sağlamaya çalışır16 .

Turner17 eşitliğin dört türünden söz etmektedir. Bunlar: Tanrı karşısında varlıksal eşitlik ya da kişiler arası eşitlik, fırsat eşitliği, koşullarda eşitlik ve sonuçlarda eşitliktir. Eşitlik yurttaşlık açısından ele aldığında, kişi fırsat eşitliğinde yasal yurttaştır ve liberal sistem içerisinde vardır. Eşit koşullarda birey, toplumsal yurttaştır toplum içerisinde yer alır ve reformizm içinde varlığını sürdürür. Eşit sonuçların uygulanmasında birey ekonomik yurttaş olarak tanımlanırken üretim baz alınmaktadır ve sosyalizm içerisinde yerini korumaktadır18.

Eğitim hakkıyla ilgili gerek uluslararası gerekse ulusal çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Uluslararası Hukuki Düzenlemeler; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 19 , Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Beyannamesi20 , Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesidir21 . Ulusal düzeyde ise eğitimde her bireye fırsat ve imkân eşitliği sağlanması amacı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası22 ve Milli Eğitim Temel Kanunu23 ile yasal temellere dayandırılmıştır.

Eğitimde eşitlik sağlamak amacıyla Türkiye'de değişik zamanlarda değişik etkinlikler düzenlenmiştir. Bunlardan birisi de Ulusal Eğitime Destek Kampanyasıdır. Ulusal Eğitime Destek Kampanyaları düzenlenirken Türkiye'nin ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitim yapısı dikkate alınmaya çalışılmıştır 24 .

İlköğretim imkânından çağ nüfusunun ne kadarının ne oranda yaralandığının, Türkiye'deki coğrafi dağılıma göre tüm illerdeki bireylerin eşit oranda eğitim fırsatı bulup bulmadığının, okullaşma ve öğrenci-öğretmen oranlarının tüm bölgelerde eşit dağılım gösterip göstermediğinin incelenmesi, eğitimin planlanması açısından önem taşımaktadır.

Eğitimde cinsiyet, ekonomik durum, coğrafi konum farkı gözetmeksizin eşit fırsatlar sunabilmek için mevcut durumu inceleyen bu araştırma; eğitim planlarının uygulanmasında ve gelecekte hazırlanacak eğitim planlarında kullanılabilecek yararlı bir çalışmadır. Bugüne kadar bu alanda yapılmış başka çalışmalar olsa da, bu çalışmadaki veriler güncellenmiş dolayısıyla da diğer çalışmaların üzerine yeni bilgiler eklenmiş olması nedeniyle önemlidir.

Araştırmanın Amacı ve Yöntemi
Bu araştırmanın amacı Türkiye'de ilköğretimde fırsat eşitliğini nicel ve oransal (eğitimsel, sosyal, ekonomik, demografik ve coğrafi) olarak ortaya koymaktır. Bunun için aşağıdaki sorulara yanıtlar aranmaya çalışılmıştır.

1. Türkiye'de ilköğretim (ilkokul ve ortaokul ) okullarında okullaşma oranları hangi düzeydedir?

2. İlköğretimden yararlanan illere göre okullaşma oranlarının dağılımı nasıldır? İllere göre okullaşma oranlarının düzeyi nedir ve iller arasındaki okullaşma oranlarında farklılıklar var mıdır?

3.Cinsiyete göre okullaşma oranlarının bölgelere ve illere göre dağılımı nasıldır? Cinsiyete göre okullaşma oranlarının bölgeler ve iller arasındaki dağılımında farklılıklar var mıdır?

4. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla Türkiye'de yasal düzenlemeler nelerdir?

5. 2007 yılına kadarki Beş Yıllık Kalkınma Planlarında eğitim-öğretimle ilgili hangi hedefler belirlenmiş ve bu hedeflere ulaşılma düzeyi nedir?

Verilerin Toplanması ve Değerlendirme
Araştırmanın verileri Türkiye İstatistik Kurumunda ve Milli Eğitim Bakanlığından elde edilen istatistiksel verilerle sınırlıdır. Araştırma 1994–1995 eğitim öğretim yılı ile 2006–2007 öğretim yılları arasındaki veri ve durumları kapsamaktadır. Araştırmada, açık ilköğretim okulları ile açık liselerin öğrenci sayıları kapsam dışında tutulmuştur. Araştırmaya resmi ve özel okullarındaki tüm öğrenciler ile kadrolu öğretmen sayıları dahil edilmiştir.

Fırsat eşitliği ile ilgili alan yazın taraması yapılmış ve daha sonra Türkiye İstatistik Kurumu ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın verileri gözden geçirilerek 1997–1998 eğitim öğretim yılından önceki dönemler için ilkokul ve ortaokula, 1997–1998 eğitim-öğretim yılından sonraki dönemler için ise ilköğretim okuluna devam eden öğrenciler ve dönemin çağ nüfusu bilgileri ile ilgili veriler toplanmıştır. Bu veriler toplanırken cinsiyet, il ve bölge ayrımına göre olan verilerin toplanmasına dikkat edilmiştir. Bu araştırmada kullanılan istatistikî verilerin bir kısmı aynen, diğer bir kısmı ise araştırmacı tarafından yorumlandıktan sonra araştırmaya dâhil edilmiştir.

Bulgular ve Yorumlar
Türkiye’de 1994-2007 Yılları Arasında İlkokul, Ortaokul ve İlköğretim Okullarında Okullaşma Oranları
Tablo I’de öğretim yılı ve eğitim seviyesine göre okullaşma oranları, zorunlu eğitimin 5 yıl olduğu ilkokul ve zorunlu olmayan 3 yıllık ortaokul düzeyinde sunulmaktadır. Cinsiyete göre ilkokul, ortaokul ve dengi okullara yönelik okullaşma oranları yıllara göre verilmektedir.



1994-1995 eğitim öğretim yılında ilkokulda okullaşma oranı toplamda net % 89.34 iken, ortaokul ve dengi okullarda toplamda net %53.43 olarak tespit edilmiştir. 1996-97 eğitim öğretim yılında toplamda net okullaşma oranlarına bakıldığında ilkokulda % 89.40, ortaokul ve dengi kurumlarda % 52.82 olarak tespit edilmiştir. 1996-97 eğitim-öğretim yılında ilkokulda toplamda net okullaşma oranın da dikkat çekici bir artış sağlanamamıştır(Tablo I).

1996-97 eğitim-öğretim yılında ortaokul ve dengi kurumlarda toplamda net okullaşma oranına bakıldığında ise bir düşme görülmektedir.İlkokullarda toplam çağ nüfusu içerisinde net okullaşma oranına bakıldığında 1994-95 eğitim-öğretim yılında %89.34 iken 1995-96 eğitim-öğretim yılında %88.9 ‘a doğru bir düşüş görülürken, 1996-97 eğitim-öğretim yılında ise tekrar artış göstermiş ve oran % 89.4 olmuştur(Tablo I).

Tablo I incelendiğinde; 1994-1997 yılları arasında ilkokullarda çağ nüfusu okullaşma oranının %90’ların altında olduğu, özellikle de 1995-1996 eğitim öğretim yılında okullaşma oranının daha da düşük olduğu görülmektedir. Ayrıca erkek nüfusun okullaşma oranı %96-%97’lerde iken kız nüfusun okullaşma oranının %86-%87’lerde olduğu anlaşılmaktadır. Erkek nüfusun okullaşma oranı 1995-1996 eğitim öğretim yılında en düşük seviyede iken 1996-1997 eğitim-öğretim yılında ise en yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Kız nüfusun okullaşma oranı ise 1995-1996 eğitim öğretim yılında en düşük seviyede iken 1994-1995 eğitim öğretim yılında ise en yüksek seviyededir. Bu verilere göre hem kız nüfusun hem de erkek nüfusun okullaşma oranları 1995-1996 eğitim öğretim yılında en düşük seviyededir. Ortaokullarda toplam çağ nüfusunun okullaşma oranına bakıldığında yıllara göre sürekli bir düşüş görülmektedir. 1994-1995 öğretim yılında %53.4 civarında olan toplam çağ nüfusu okullaşma oranı, 1995-1996 öğretim yılında %53.1 civarına düşmüştür. Bu düşüş 1996-1997 öğretim yılında da devam etmiş ve %52.8 civarına kadar düşmüştür.

Tablo I incelendiğinde; 1994-1997 yılları arasında ortaokullarda çağ nüfusu okullaşma oranının %50’lerde olduğu görülmektedir. Ayrıca toplam çağ nüfusunun ortaokullarda okullaşma oranı her geçen gün düşmüştür. Bu durum erkek nüfus okullaşma oranı için de aynı iken, kız nüfusun okullaşma oranı farklıdır. Kız nüfusun okullaşma oranı 1995-1996 eğitim-öğretim yılında en düşük seviyedeyken, 1996-1997 eğitim öğretim yılında en yüksek seviyededir. Toplam çağ nüfusunun ortaokullarda okullaşma oranı %52-%54 arasında iken, erkek nüfusun oranı %60-%62 arasında, kız nüfusunki ise %44-%45 arasındadır. Bu verilerden de açıkça anlaşılacağı gibi ortaokullarda okullaşma oranlarında, 1994-1997 yılları arasında erkek nüfusun oranı ile kız nüfusun oranı arasında büyük fark vardır. Erkek nüfusun okullaşma oranı kız nüfusun oranına göre yaklaşık %50 daha fazladır.

Tablo II’de öğretim yılı ve eğitim seviyesine göre okullaşma oranları, zorunlu eğitimin 8 yıl olduğu ilköğretim düzeyinde sunulmaktadır.



İlköğretim okullarında toplam çağ nüfusu net okullaşma oranı 1997-1998 öğretim yılında %85 civarındaki oran ile en düşük seviyede olmuştur. Bu oran, 2000-2001 öğretim yılına kadar sürekli yükseliş göstermiş ve 2000-2001 öğretim yılında %95 civarında yer alarak en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Sonraki yıllarda ilköğretim okullarında toplam çağ nüfusu net okullaşma oranı düşmüştür. Bu düşüş 2004-2005 öğretim yılına kadar sürmüştür. 2005-2006 öğretim yılı ile 2006-2007 öğretim yılında okullaşma oranında tekrar yükseliş görülmüştür.

Tablo II incelendiğinde; 1997-2007 yılları arasında çağ nüfusu okullaşma oranının 2000-2001 eğitim-öğretim yılında en yüksek seviyede olduğu görülmektedir. En düşük seviye ise 1997-1998 eğitim-öğretim yılında görülmektedir. Bu durum erkek nüfus ve kız nüfus okullaşma oranları için de aynıdır. Ayrıca toplam çağ nüfusu okullaşma oranı bu yıllarda %84-%96 arasında iken, erkek nüfusta bu oran %90-%99, kız nüfusta ise %79-%91 arasındadır. Bu verilerden de açıkça anlaşılacağı gibi ilköğretim okullarında okullaşma oranlarında, 1997-2007 yılları arasında erkek nüfusun oranı ile kız nüfusun oranı arasında büyük fark vardır. Erkek nüfusun okullaşma oranı kız nüfusun oranına göre yaklaşık %25 daha fazladır. Kız nüfus okullaşma oranına bakıldığında, en yüksek olduğu 2000-2001 yılında %90’ın üzerinde olmuş ve diğer dönemlerin hiçbirinde %90’ın üzerine çıkamamıştır. Erkek nüfus okullaşma oranı incelendiğinde ise, en düşük olduğu 1997-1998 öğretim yılında bile %90’ın üzerinde olmuştur. 2000-2001 eğitim-öğretim yılında erkek nüfusun okullaşma oranı, çağ nüfusunun tamamına yakındır. Açıkça görüleceği gibi kız nüfus okullaşma oranı ile erkek nüfus okullaşma oranı arasında anlamlı fark görülmektedir. Bu da ilköğretim okullarında okullaşma oranlarında kız nüfus ile erkek nüfus arasında eşitsizlik olduğunu göstermektedir.

İllere Göre İlköğretimde Okullaşma Oranlarının Dağılımı
Türkiye’de 2006–2007 eğitim-öğretim yılında ilköğretimde bir okula düşen öğrenci sayısı 305 bir şubeye düşen öğrenci sayısı 27, bir öğretmene düşen öğrenci sayısı 26 ve bir dersliğe düşen öğrenci sayısı 34 olarak tespit edilmiştir. Yine aynı eğitim-öğretim yılında Türkiye’de toplamda ortaöğretimde bir okula 382, bir şubeye 29, bir öğretmene16 ve bir dersliğe 31 öğrenci düşmektedir (Tablo III).



Okul başına düşen öğrenci sayısı en fazla olan il 1125 öğrenci ile İstanbul’dur. İstanbul’u 593 öğrenciyle Ankara, 561 öğrenciyle Kocaeli takip etmektedir. Okul Başına düşen öğrenci sayısı en az olan il 92 öğrenciyle Ardahan’dır. Ardahan’ı 102 öğrenciyle Gümüşhane ve 106 öğrenciyle Bayburt takip etmektedir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının 26 olduğu görülmektedir. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı en fazla olan il 47 öğrenci ile Şırnak’tır. Şırnak’ı 42 öğrenciyle Şanlıurfa ve Ağrı takip etmektedir. Öğretmen Başına düşen öğrenci sayısı en az olan il 15 öğrenciyle Tunceli’dir. Tunceli’yi 17 öğrenciyle Bartın, Kırşehir ve Burdur izlemektedir.

Tablo III’e bakıldığında; derslik başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının 34 olduğu görülmektedir. Derslik başına düşen öğrenci sayısı en fazla olan il 62 öğrenci ile Şanlıurfa’dır. Şanlıurfa’yı 51 öğrenciyle Gaziantep ve İstanbul takip etmektedir. Derslik Başına düşen öğrenci sayısı en az olan il 16 öğrenciyle Tunceli’dir. Tunceli’yi 18 öğrenciyle Burdur, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt takip etmektedir.

İstanbul’da, bazı büyük şehirlerde ve doğu illerimizin kalabalık nüfusa sahip olanlarının bazılarında, öğrenci sayısının fazla olmasına karşın okul, derslik ve öğretmen sayılarının yetersiz oldukları görülmektedir. Bu da diğer illerde daha az sayıda öğrenciyle, eğitim açısından daha sağlıklı ortamlarda eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürdürülürken, bu illerde kalabalık ve eğitim açısından sağlıksız ortamlarda eğitim-öğretim faaliyetlerinin sürdürülmesine neden olmaktadır. Eğitimdeki bu fırsat eşitsizliğini ortadan kaldırabilmek için; okul, derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayılarının yüksek olduğu illerde yeni okullar ve derslikler yaparak ve buralara yeni öğretmenler ataması yapmak gerekir. Bununla birlikte aile planlaması özellikle geri kalmış bölgelerde ön plana çıkartılmalıdır.

Cinsiyete Göre Okullaşma Oranlarının Bölgelere ve İllere Göre Dağılımı
Türkiye’de kız çocuklarının ve kadınların okur-yazarlığını artırmak için değişik dönemlerde okuma-yazma kampanyalar düzenlenmiştir. Tablo IV’ de 2000-2004 yılları arasında Haydi Kızlar Okula Kampanyası’nın uygulandığı ilk 10 ildeki kız öğrenci sayıları sunulmaktadır.



İlk 10 ilden gelen 2003-2004 öğretim yılı öğrenci sayısı verilerine göre, kızların okullaşmasında Siirt %19.49, Van %11.08 ve Muş % 6.34’lük bir artış sağlamıştır.

Haydi Kızlar Okula Kampanyasının bir yıllık uygulanması sonucunda: 2002-2003 öğretim yılına oranla 2003-2004 öğretim yılında 40.000 kız öğrenci fazladan kayıt olmuştur. Artış oranları %2 ile %20 arasında değişmektedir 29.

Tablo V’de Haydi Kızlar Okula Kampanyası’nın 2003 yılından itibaren okullaştırdığı kız öğrenci sayıları yer almaktadır.



2006 yılına kadar ki tüm kampanya çalışmaları süresince Türkiye genelinde 273.447 kız çocuğunun okullulaştırılmadığı tespit edilmiş, illerde yapılan çalışmalar sonucunda bunların 222.800 kız çocuğu (%81’i) okullulaştırılmıştır. Ancak tespit edilen 50.647 (%19luk kısım) kız çocuğunun eğitim sistemine kazandırılma çabaları sürdürülmektedir31 .

Geçmiş yıllara ait veriler incelendiğinde okullardaki cinsiyet oranlarında kız öğrenciler ile erkek öğrenciler arasında büyük farklar olduğu görülecektir.

Eğitimde Fırsat Eşitliğini Sağlamak Amacıyla Türkiye’de Yapılan Yasal Düzenlemeler
İlköğretimde fırsat eşitliğini sağlayabilmek için daha doğrusu eşitsizliği en aza indirgeyebilmek için bazı çalışmalar yapılmaktadır. Maddi durumu iyi olmayan öğrencilerin yeme içme ve barınma ihtiyaçlarının tamamının karşılanabilmesi için Yatılı Bölge İlköğretim Okulu (YİBO) ve Pansiyonlu İlköğretim Okulu (PİO) uygulaması yapılmaktadır.

YİBO ve PİO’lar; 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’na göre hazırlanan “Bölge İlkokulları Yönetmeliği”nin birinci maddesindeki “çeşitli sebeplerle henüz bir ilkokul açılmamış olup, birbirine yakın birkaç köyün bulunduğu yerlerde veya evleri ve ev grupları dağınık olan köylerde gündüzlü, yatılı, pansiyonlu bölge okulları açılır” hükmü gereğince planlanarak açılmaktadır. Kırsal kesimde okulu bulunmayan köy ve köy altı yerleşim birimlerinde bulunan ilköğretim çağ nüfusu ile yoksul ailelerin çocuklarının ilköğretim hizmetlerine kavuşturulmasını sağlamak amacıyla yatılı ve pansiyonlu ilköğretim okulları açılmıştır. 2005–2006 eğitim-öğretim yılında 300 YİBO ve 284 PİO’ da toplam 164.027 yatılı öğrenciye hizmet verilmiştir. YİBO ve PİO’da öğrenim gören öğrencilerin her türlü giderleri devlet tarafından karşılanmaktadır32 .

Fırsat eşitsizliğini en aza indirgemek için yapılan diğer bir çalışma ise okulu bulunmayan nüfusu az ve dağınık yerleşim birimlerinde bulunan ilköğretim çağındaki çocuklar ile birleştirilmiş sınıf uygulaması yapan okullarda bulunan öğrencilerin daha kaliteli eğitim-öğretim imkânına kavuşturulması, eğitimde fırsat ve imkân eşitliğinin sağlanması amacıyla Bakanlıkça “Taşımalı İlköğretim Uygulaması” başlatılmıştır. 1989–1990 öğretim yılında Kırklareli ilinde 3, Kocaeli ilinde 2 merkez okulda deneme mahiyetinde yapılan taşımalı ilköğretim uygulaması ile istenilen başarının elde edilmesi sonucunda uygulamanın yaygınlaştırılmasına karar verilmiştir. 2005–2006 öğretim yılında 80 il’den, 26.419 okuldan 679.589 öğrenci, 6.131 merkez okula taşınmıştır. 2005–2006 Eylül-Aralık döneminde taşımalı ilköğretim giderlerinde kullanılmak üzere 80 il’e 125.118.746 YTL ödenek tahsis edilmiş olup bir öğrencinin günlük maliyeti 2.38 YTL olmuştur. Taşımalı İlköğretim hizmetlerinde kullanılmak üzere 35.112 araç tahsis edilmiştir. Taşımalı eğitimde öğrencilerin ulaşım ve yeme içme giderleri devlet tarafından karşılanmaktadır. Öğrencilerin yemekleri merkezi bir yemekhaneden veya bakanlığa bağlı bir kurumdan (öğretmen evi, uygulama oteli gibi) temin edilerek okullara ulaştırılmaktadır. Gelen yemekler yemekhane personeli ve nöbetçi öğretmenlerin de yardımıyla öğrencilere sunulmaktadır33.

Eğitimde fırsat eşitsizliğini en aza indirgemek için yapılan bir diğer uygulama ise özel eğitim kurumlarıdır. Özel eğitim okulları; Anayasamızın34 , 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun35, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun ve 573 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin hükümleri doğrultusunda açılan kurumlardır36. Zorunlu ilköğretim çağında oldukları halde zihin, beden, ruh ve sosyal bakımdan engeli olan çocukların eğitimi, onların işe ve mesleğe hazırlanmaları bu okullarda sağlanır. Özel eğitim gerektiren bireylerin Türk Millî Eğitim Sistemini düzenleyen genel esaslar doğrultusunda eğitimleri sağlanarak, bir iş ve meslek sahibi olarak toplumla bütünleşmeleri ve kaynaşmalarının sağlanması hedeflenmektedir. Özel eğitim okul ve kurumlarında eğitim; Türk millî eğitim sistemindeki kademelendirmeye göre yapılandırılmıştır. Ancak, diğer okullardan farklı olarak, ilköğretim öncesinde hazırlık sınıfı bulunmaktadır. 01.07.2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35. maddesi ile 3797 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanuna eklenen Ek Madde-3’te yer alan; “Görme, ortopedik, işitme, dil-konuşma, ses bozukluğu, zihinsel ve ruhsal özürlü çocuklardan özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam etmeleri uygun görülenlerin eğitim giderlerinin, her yıl bütçe uygulama talimatında belirlenen miktarı Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanır” hükmü gereğince Bakanlık bütçesine ödenekler konulmuştur37.

Eğitimde fırsat eşitsizliğini en aza indirgemeyi amaçlayan bir diğer uygulama da burs olanağı sağlamaktır. Öğrencilere genellikle devlet tarafından bazen de bazı özel kuruluşlar tarafından burs imkânı sağlanmaktadır. Bursluluk hizmetlerinden ilköğretim kurumlarının 6, 7 ve 8. sınıfları ile genel ve meslekî teknik orta öğretim kurumları yararlanmaktadır. Bursların dağılımında; 2882 Sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu kapsamına giren çocuklara % 15, oturdukları yerde ilköğretim okulu bulunmayanlara %10, öğretmen çocuklarına % 25 ve diğer öğrencilere de % 50’lik dilim ayrılmaktadır38 .

1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 5’inci maddesi hükmü doğrultusunda Bakanlıkça; İlköğretim Öğrencilerine Ücretsiz Ders Kitabı Temini Projesi başlatılmıştır39. 2003–2004 Eğitim -öğretim yılında başlayan uygulamayla ilköğretim öğrencilerine ders kitapları, fakir zengin ayrımı yapılmaksızın bütün öğrencilere ücretsiz olarak dağıtılmıştır. Ücretsiz ders kitabı dağıtımı uygulamasına 2006–2007 eğitim -öğretim yılında orta öğretim kurumlarında da başlanmıştır.

Bunların yanı sıra fırsat eşitsizliğini en aza indirgemeye yönelik bazı projeler için uluslararası kuruluşlarla çeşitli antlaşmalar yapılarak maddi kaynak da sağlanmaktadır. Avrupa Birliği Akdeniz Programı (MEDA) kapsamında hazırlanan 8 Şubat 2000 tarihinde imzalanan ve 11 Eylül 2002 tarihinde 5 yıl süreyle uygulamaya konulan hibe projenin amacı, yoksulluğu azaltma perspektifinde eğitim seviyesini artırarak, en dezavantajlı kırsal, şehirsel ve gecekondu bölgelerinde nüfusun yaşam koşullarını iyileştirmektir. Böylece hâlen zorunlu temel eğitimin dışında kalan çocuklar, gençler ve yetişkinlerin temel eğitim kapsamına alınmasını desteklemek eğitimin kalitesinin artırılıp, eğitime erişimi iyileştirerek, özellikle kız çocukları ve kadınlar için yaygın ve örgün eğitimin ortalama seviyesini yükseltmektir. Projenin uygulamaları için Milli Eğitim Bakanlığı’nda oluşturulan Proje Yürütme Ekibinin yanı sıra ilgili birimlerde proje koordinasyon ekipleri ve 24 il millî eğitim müdürlüğünce il proje yürütme ekipleri oluşturulmuştur40.

Her ne kadar proje ve uygulamalarla eğitimde fırsat eşitsizliği en aza indirgenmeye çalışılsa ve çok önemli başarılar sağlansa da eşitsizliği ortadan tamamen kaldırabilmek mümkün görünmemektedir. Özellikle ekonomik nedenlerden kaynaklanan eşitsizliği ortadan kaldırma olanağı yok gibi. İlköğretim ve orta öğretimlerde okula destek, sınavlara hazırlık ve hayata hazırlık mahiyetinde çeşitli kurslar düzenlenmektedir. Ancak bu kurslara genellikle maddi durumu iyi olan öğrenciler katılabilmektedir. Bir kısım öğrenci ise ekonomik, kültürel ve coğrafi koşullar nedeniyle bu imkânlardan yeteri kadar yararlanamamaktadırlar. Bu da; özellikle sınavlarda bu olanaklardan yararlanan öğrencilerin yarışa bir adım önde başlamasına neden olmaktadır. Dolayısıyla da eşitlik ilkesine aykırı bir durum söz konusudur.

Eğitim eşitsizliğini en aza indirgemek için yapılan tüm çalışmalara rağmen, başta bölgesel yanlış inanışlar ve gelenekler olmak üzere, çeşitli maddi ve manevi eksiklikler sonucu uzun yıllardır eğitimde cinsiyet ayrımı yapılmaktadır ve kız öğrenciler velileri tarafından okula gönderilmemektedir. Bu eşitsizlik bütün ülke genelinde göze çarpmaktadır. Son yıllarda bu sorunu çözebilmek için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bunların en göze çarpanı ise 2003 yılında başlatılan “Haydi Kızlar Okula kampanyası”dır. Bu kampanya sayesinde kızını okula göndermek istemeyen birçok aile ikna edilmiş ve kızlarda okullaşma oranı hızla artmıştır.

Beş Yıllık Kalkınma Planlarında Eğitim-Öğretimle İlgili Hedefler
Okulların eğitim-öğretim seviyelerini eşit hale getirme çalışması, fırsat eşitliği sağlanması hedefi, ilk defa birinci beş yıllık kalkınma planında daha sonra da diğer bütün beş yıllık kalkınma planlarında yer almıştır41. Birinci beş yıllık kalkınma planında yer alan öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azaltılması ve burs sistemi oluşturulması hedeflenmiştir. Bu sisteme göre durumları ne olursa olsun yeteneği olanların bütün imkânlardan yararlanması hedeflenmiştir.

Bu hedefi gerçekleştirmek için diğer beş yıllık kalkınma planlarında çeşitli tedbirler alınmıştır. Bu tedbirler kapsamında öncelikle ikili eğitim uygulamasına geçilmiş, sonrasında eğitimin niteliğinde azalma görüldüğü için kaldırılması hedeflenmiştir. Sekizinci beş yıllık kalkınma planında da hala “ikili öğretim uygulaması ve kalabalık sınıflar, kırsal alanlarda ise birleştirilmiş sınıf uygulaması eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir.” açıklaması bulunmaktadır.

İkinci beş yıllık kalkınma planında yatılı bölge okulları kurulmasına devam edilmesi ve ortaokul kademesinde eğitim verilmeye başlanılması hedeflenmiş ve gerçekleştirilmiştir. Birinci beş yıllık kalkınma planında burs sistemi oluşturulması hedefi altıncı beş yıllık kalkınma planına kadar tam olarak uygulanamamıştır. Altıncı beş yıllık kalkınma planında eleme sistemi ile üstün yetenekli fakir öğrencilere burs verilmesi kararı alınmış ve uygulamaya geçirilmiştir. Yedinci ve sekizinci beş yıllık kalkınma planlarında burs verilme uygulaması, harç kredisi uygulaması ile desteklenmiş ve geliştirmeye devam edilmiştir. Bunun yanı sıra parasız eğitimin gerçekten ihtiyacı olanlara sağlanması için birinci beş yıllık kalkınma planında özel okulların desteklenmesine yönelme olmuştur ve ikinci beş yıllık kalkınma planında bu görüş desteklenmiş ancak bu okullar için bir izleme düzeni kurulması hedeflenmiştir.

Beşinci beş yıllık kalkınma planında özel eğitim gerektiren üstün yetenekli veya zihinsel özürlülerin eğitimi için alt yapı geliştirilmesine imkân sağlanması hedeflenmiştir. Fakat sekizinci beş yıllık kalkınma planına kadar geçen dönemde yeterli alt yapının gerçekleştirilmediği gözlenmiştir.

Yedinci beş yıllık kalkınma planında özel okulların sayısının arttırılması ve bu okullarda kaynaştırma eğitimine geçilmesinin geliştirilmesi hedeflenmiş fakat tam olarak gerçekleştirilememiştir. Sekizinci beş yıllık kalkınma planına kadar özel okullara destek verilmesi hedefi devam etmiştir.

Üçüncü beş yıllık kalkınma planında zorunlu temel eğitimin süresi sekiz yıla çıkartılması hedeflenmiştir. Bu hedef ancak yedinci beş yıllık kalkınma planında gerçekleştirilebilmiştir. Sekizinci beş yıllık kalkınma planında ise temel eğitim süresinin on iki yıla çıkarılması hedeflenmiştir.

Altıncı beş yıllık kalkınma planında ortaöğretimde uygulanan ders geçme ve kredili sisteme geçiş hedeflenmiş ve bu hedef gerçekleşmiştir. Yedinci beş yıllık kalkınma planında ders geçme ve kredili sistemin yeniden düzenlenmesi hedeflenmiştir, 1991-1992 yılında ortaöğretimde uygulanan ders geçme ve kredili sisteme 1995 -1996 yılında son verilmiş sınıf geçme sistemine dönülmüştür.

Altıncı beş yıllık kalkınma planında ortaöğretim kurumlarının kendi içinde ve yaygın eğitimle yatay ve dikey geçişlere imkân tanıyacak bir yapıya kavuşturulması için gerekli düzenlemelerin yapılması hedeflenmiştir. Yedinci beş yıllık kalkınma planında aynı hedefe yer verilmiş, buna ek olarak eğitimini tamamlayarak hayata atılan veya okuldan ayrılmış herkese, hayatlarının her döneminde, kendi dallarında bilgi ve becerilerini geliştirme imkânı sağlamak hedeflenmiştir.

Sonuç ve Öneriler
Bu araştırmada eşitlik kavramı üzerinde durulmuş ve eşitlik türleri açıklanmıştır. Bunlara koşut olarak eğitimde fırsat ve olanak eşitliği ele alınmıştır. Eğitimde fırsat ve olanak eşitliği ile ilgili olarak ilköğretim okullarındaki eğitim olanaklarından kimlerin ne kadar ve hangi düzeyde yararlandığı nicel ve oransal olarak ortaya konulmuş ve buna koşut olarak fırsat eşitlikleri açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmadan elde edilen sonuçlar şu şekilde sıralanabilir:

1. İlköğretimde net okullaşma yaklaşık %90’dır.

2. Hem kız nüfusun hem de erkek nüfusun okullaşma oranları 1995-1996 eğitim öğretim yılında en düşük seviyededir.

3. 1994-1997 yılları arasında erkek nüfusun okullaşma oranı kız nüfusun oranına göre yaklaşık %50 daha fazladır.

4. “Haydi Kızlar Okula”, “Eğitime %100 Destek” gibi kampanyaları ile okullaşma oranı artış göstermiştir.

5. Okul başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının 305 olduğu görülmektedir.

6. Okul başına düşen öğrenci sayısı en fazla olan il 1125 öğrenci ile İstanbul’dur.

7. Okul Başına düşen öğrenci sayısı en az olan il 92 öğrenciyle Ardahan’dır.

8. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının 26 olduğu görülmektedir.

9. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı en fazla olan il 47 öğrenci ile Şırnak’tır.

10. Öğretmen Başına düşen öğrenci sayısı en az olan il 15 öğrenciyle Tunceli’dir.

11. Derslik başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının 34 olduğu görülmektedir.

12. Derslik başına düşen öğrenci sayısı en fazla olan il 62 öğrenci ile Şanlıurfa’dır.

13. Derslik Başına düşen öğrenci sayısı en az olan il 16 öğrenciyle Tunceli’dir.

14. Haydi kızlar okula kampanyası ile 2003-2006 yılları arasında yapılan çalışmalar süresince Türkiye genelinde 273.447 kız çocuğunun okullaşmadığı tespit edilmiş, illerde yapılan çalışmalar sonucunda bunların 222.800 kız çocuğu (%81’i) okullulaştırılmıştır.

Yukarıda belirtilen sonuçlara göre bu araştırmada aşağıda belirtilen öneriler sunulabilir

İlköğretimde net okullaşma oranını %100’lere çıkarmak için mevcut kampanyalara devam edilmesi ve bu kampanyalara başka kampanyalarla destek verilmelidir. Hatta çocuğunu okula göndermek istemeyen velileri ikna edebilmek için maddi destek, vergi indirimi, askerlik süresinde indirim, askerlik iznini artırma, elektrik faturasında indirim gibi teşviklerde bulunulabilir.

Erkek nüfusun okullaşma oranı ile kız nüfusun okullaşma oranı arasında büyük fark vardır. Bu farkını azaltılması hatta mümkünse ortadan kaldırılabilmesi için velileri ikna çalışmalarına başlanması önerilir. Velileri ikna edebilmek için de psikolojik destek sağlanması ve maddi imkânlar sunulması faydalı olabilir.

Haydi kızlar okula kampanyası ile 2003-2006 yılları arasında yapılan çalışmalar süresince Türkiye genelinde 273.447 kız çocuğunun okullaşmadığı tespit edilmiş, illerde yapılan çalışmalar sonucunda bunların 222.800 kız çocuğu (%81’i) okullulaştırılmıştır. “Haydi Kızlar Okula”, “Eğitime %100 Destek” gibi kampanyaların başladığı 1997-1998 eğitim öğretim yılı ile 2006-2007 eğitim öğretim yılı arasında ortaöğretim kurumlarında okullaşma oranı %50 civarında artış göstermiştir. Bu tür kampanyaları destekleyip, yeni kampanyalar düzenleyerek bu oranı daha yukarılara çıkarmak yararlı olacaktır.

Okul başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının 305 olduğu ve derslik başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının 34 olduğu görülmektedir. Yeni derslikler ve okullar yaparak ve personel, araç gereç gibi eksikleri tamamlayarak bu sayıyı azaltmak ve özellikle geri kalmış bölgelerde aile planlamasına önem vermek gerekmektedir.

Öğretmen başına düşen öğrenci sayısının Türkiye ortalamasının 26 olduğu görülmektedir. Bu oranı daha aşağılara çekebilmek için yeni öğretmen atamasının yapılması uygun olacaktır.

Sonraki araştırmacılara eğitimde eşitlik-eşitsizlik boyutundan ziyade, eğitimde yoksunluk boyutunu araştırmaları önerilmektedir.

Kaynakça
Akkan, H.,(2000). Öğretmen Ve Yönetici Görüşlerine Göre İlköğretim Birinci Kademe Okullarının Eğitimde Fırsat Eşitliği Açısından İncelenmesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bolu.

Akşin, S.,(2001). “Bir Toplumu Dönüştürmek,” Mülkiye, Cilt XXV, Sayı 231, Afşaroğlu Matbaası: Ankara.

Akyüz, E.,(2001). “Çocuk Hakları Sözleşmesinin Temel İlkeleri Işığında Çocuğun Eğitim Hakkı,” Milli Eğitim Dergisi, Sayı 151, (Temmuz-Ağustos-Eylül) Http://Yayim.Meb.Gov.Tr/Yayimlar/151/Akyuz.Html. (07.08.2006)

Arslan, M.M. ve Eraslan, L.,(2003). “Yeni Eğitim Paradigması ve Türk Eğitim Sisteminde Dönüşüm Gerekliliği”, Milli Eğitim Dergisi, Sayı 160, Güz http://yayim.meb.gov.tr/dergiler/160/arslan-eraslan.html. (17.02.07)

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 1. Protokol, http://www.yargitay.gov.tr/aihm/pr1.html. (10.09.2006)

Ayaz , N., (1994). TBMM 1995 Yılı Bütçe Raporu, Ankara.

Başaran, İ. E.,(1987). Eğitime Giriş, Ankara.

Başaran, İ. E(1982). Temel Eğitim ve Yönetimi, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayını, No 112, Ankara.

Başaran, İ. E.,(2007). Eğitim Bilimine Giriş , Ekinoks Yayını ve Dağıtım Ankara.

Beş Yıllık Kalkınma Planları, http://ekutup.dpt.gov.tr/plan-prg.htm (02.08.2006)

Buluç, B.,(1997). “Türkiye’de, İlköğretim İkinci Kademe Okullarda Eğitimde Fırsat ve İmkân Eşitliği”, Eğitim Yönetimi Dergisi, Yıl 3, Sayı 1, Kış s.11-21, Ankara.

Çocuk Hakları Sözleşmesi, www.memocal.com/Cocuklar (10.09.2006)

Devlet Nedir,http://www.gencbilim.com/odev_tez/devlet+nedir.odev_tez_makale.3051.php. 5.08.2007

Doğan, E.,(2007). Assessment of and Problems With the Support Campaign for National

Education in Turkey. International Journal of Educational Reform Spring .

Dünya Çocuk Hakları Beyannamesi, http://www.turkhukuksitesi.com/show. 2.08.2006

Dünya İnsan Hakları Beyannamesi, http://www.munazara.ege.edu.tr/belge/insanhaklari.doc. 22.10.2006)

Eğitime Katkı Payı ve Sekiz Yıllık Temel Eğitim Hakkındaki Kanun, http://mevzuat.meb.gov.tr/html/126.htm. (10.09.2006)

“Haydi Kızlar Okula Kampanyası” http://www.haydikizlarokula.org/uygulama sonuclari_2003.php (05.10.2006)

http://www.haydikizlarokula.org/uygulama sonuclari.php (20.05.2007)

İçer, M. M., (1997).Türkiye’de Eğitim Sisteminin Genel Amaçları ve Temel Eğitim İlkelerinin Değerlendirilmesi, Yayınlanmamış Yüksek lisans Tezi, İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Malatya.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi.www.munazara.ege.edu.tr/belge/insanhaklari.doc.(10.09.2006) MEB Tebliğler Dergisi,(1993). Sayı:55.

Milli Eğitim Temel Kanunu (1739 S.K), http://mevzuat.meb.gov.tr/html/88.htm. (10.09.2006)

Özsoy, S. Eşitlikçi Bir Eğitim Deneyimi Olarak Köy Enstitüleri, http://www.halkevleri.org.tr/ halkinhaklariforumu/index.php?eylem=oku&no=274 (25.08.2007)

T.C. 1982 Anayasası, http://www.tbmm.gov.tr/Anayasa.html. (02.08.2006)

T.C. Milli Eğitim Temel İlkeleri,http://www.mebnet.net/genel-egsis/temel-ilkeler/temelilkeler-ana. htm (02.08.2006)

Tural, N. K., (2002).Eğitim Finansmanı, Anı Yayıncılık, Ankara.

Turner, B.(1986). Eşitlik, Çeviren Bahadır Sina Şeren, Dost Kitapevi, Ankara.

Türkiye Cumhuriyeti MEB 2006 Bütçe Raporu, http://sgb.meb.gov.tr/yayinlar/ 2006 butce_raporu .pdf (15.10.2006)

Türkiye Eğitim İstatistiği 2005-2006, http://sgb.meb.gov.tr/daireler/istatistik/ TURKIYE _EGITIM_ ISTATISTIKLERI _2005_2006.pdf (21.10.2006)

Türkiye İstatistik Kurumu, Eğitim İstatistikleri, http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.doc. (17.03.2007)

Yaman, H., (2000). Eğitim Hakkı, Eylül 2000. http://www.turkhukuksitesi.com/Makale_22.Html (05.12.2003).
Related Posts with Thumbnails