TELVİN KONSERİ (ANKARA)

Telvin Anatolian Blues 4 Ocak Çarşamba 20:00'de ODTÜ Kemal Kurdaş Salonu'nda sevenleriyle buluşuyor.
Erkan Oğur, 1995 yılında İlkin Deniz ve Turgut Alp Bekoğlu ile bir araya gelip Telvin'i kurdular ve müzikle ilgili arayışlarını birlikte sürdürmeye başladılar. Bu arayış 'Telvin' kavramının müzikteki ifadesi idi. 10 yıl boyunca aralıklarla; gerek ulusal ve uluslararası festivallerde, gerekse performans mekânlarında müziklerini icra ettiler. 2006 yılında ilk albümlerini yayınladılar. Telvin, renkler anlamına geliyor. Tasavvuf erbabı; halden hale geçmeye, karar haline doğru yürüyüşe “Telvin” diyor.



Erkan Oğur,
İlkin Deniz,
Turgut Alp Bekoğlu,
Engin Recepoğulları,
Genco Arı,
Yunus Emre'nin telvini anlattığı şiirindeki gibi; "Hak bir gönül virdi bana ha dimeden hayrân olur. Bir dem gelür şâdi olur bir dem gelür giryân olur". İnsan ruhunun kendi içinde, kutuplar arasında çalkanışı tasvir edilmiştir. Mısra başındaki  "bir dem" kelimesi, ruhun durmadan değiştiğini anlatır. Tutku, korku, aşk, hırs, nefs gibi insani zaaflardan, egolardan arındığınız noktada hâlâ müzik varsa, bu saf müziktir. Temalar, kâinattaki müzik enerjisinin Anadolu’ya hediye edilen kısmına dayalı olarak biçimlenip, geniş doğaçlamalar içeren kendine özgü tavrıyla halden hale geçmeyi ifade etmiş; yaşamımızdaki müzik hallerinin de bir ifadesi olmuştur. Telvin hem iddiasız hem de sınırsızdır. Telvin bir mekân ise biz kapısını dışarıdan çaldık. Şans eseri kapı açıldı. İçeri girdik ve kapı üzerimize kapandı… İçeride kaybolduk. Dışarıya açılan kapıyı arıyoruz. Müzik geçmişe ait bir olgudur... Gelecekte müzik tabii ki

ALINTI: ANKARA NHKM duyuruları...

"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz" Öğretim Programı

Altınova da tanışyığım değerli öğretmen ve proje üstadı eğitmenin Murat ERGİN'in , insanı özendiren ve imrendiren çalışmasını sizinle kendi diliyle paylaşmak istedim.
Süleyman EKER

Murat ERGİN Projesi!
İki yıldır sürdürmekte olduğum "Benim Müzem" ve "Ailem ve Ben Arkeoloji Öğreniyoruz" projeleri ile İlköğretim düzeyinde büyük dönütler kazanıldı, iki yıl peşpeşe Eğitimde İyi Örnekler Konferansı 2009 ve Eğitimde İyi Örnekler Konferansı 2010 konferanslarında sözlü sunumlarını yaptığım bu iki projenin sonrasında Şanlıurfa Çamlıdere İlköğretim Okulu tarafından hazırlanan 'Benim Müzem' Projesi, Sivas'ta yapılan 18. Müze Kurtarma Kazıları ve Müze Müdürleri Sempozyumu'nda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ödüle layık görüldü.
2009 yılı içinde aldığmız bir önemli dönütte İlköğretim okullarında Müzecilik Kulübü zorunlu hale geldi. Proje Türkiye' deki tüm İlköğretim okullarına sivil müze kazandırılması ve müzecilik eğitiminin zorunlu hale getirilerek Sanat Tarihi ve Arkeoloji gibi alanların desteklenmesini kapsamakta. proje CNN Türk televizyonunda yayınlanan "Taştaki Sır" belgeselinde tanıtıldı


Urfa Göbeklitepe'de bir okul ve bir öğretmen ile EmineCaykara

"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz" Öğretim Programı
Yalova Altınova ilçesinde devam eden projede Okul Müzecilik Drama Atölyesi ile öğrenci velilerinden başlayarak, önce ailede Tarihi, Arkeolojiyi ve Güzel Sanatları anlayarak farkındalık düzeyini artırmak hedeflendi. Okul içerisinde kurulan Seramik atölyesi ile, öğrenci velilerine haftada 10 saat seramik tanıma,eserlerin bireysel, sosyal ve fiziksel özellikleri gözlem yapma, düşünce ve duygularını ifade etme, hayal gücünü kullanma ve bunları kendi yaşamlarına bağlamaları, bilgilenmeleri, eski eser ve müzelerin gündelik hayata kattığı kültürel değerleri anlama ve bu değerleri yaşatmaları amaçlanmıştır.

Okul Veli ilişikisi bağlamında, öğrenciler seramik sanatına ve aile içinde sanata katılma isteği arttığı gözlenmiş, Güzel Sanatlardan başlayarak, süreçe ailesi ile katkıda bulunma yoluna giderek,"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz” Yaşam boyu eğitim sürecinde objenin ve yaratcılığın önemini kavrama, Seramik sanatının çok yönlü öğrenme ve yaşam alanları olarak ( Tarih, arkeoloji, form bilgisi, çevre, heykel, mimari vb.) Seramik eğitimi, amacı ve konuları, sergileri, objeleri, ortamı, çevresi, insanı merkeze alan ve disiplinler arası yönleriyle sanatın, temel eğitim kuramları ve ilkeleri ışığında aktif bir öğrenme ve gelişme alanı olarak kullanılmasını içermektedir.

Bir köy okulu olmasına rağmen okul içerisinde kurulan seramik atölyesinde üretilen seramik formlar, çanak çömlek, form, takı ve arkeolojik eserlerin yorumlamalarından oluşmaktadır. Yakın çevredeki seramik ve çinicilik zenginlikleri üretimde örnek teşkil edilmiş ve çini desenleri rölyef şeklinde yorumlanarak kültürel miras özelllikleri gözetilen (lale,karanfil )gibi formların kullanılmasının yanında, seramiğin içinde barındırdığı özgünlükten yararlanarak yaratıcı eserler ortaya çıkartılmıştır

"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz" özellikle zaman ve mekan içinde kendini ve insanları anlama, kültürel mirası devam ettirme, geçmişi, bugünü ve geleceği anlamlı bir biçimde ilişkilendirme, kültürel varlıkları, eski eserleri anlama, koruma ve yaşatma, kendi kültürünü ve farklı kültürleri çok yönlü ve hoşgörülü bir yaklaşımla tanıma ve anlama, Sanatı bir yaşam biçimi haline getirme ve okullarına birer yaşayan kurum niteliğini kazandırma, kültürlerarası anlayış ve empati geliştirme gibi hedeflere hizmet etmektir.
"Ailem ve Ben Arkeolojiyi Öğreniyoruz" Öğretim Programı devamında üretilen formlar yıl sonunda sergilenecek ve yeni projelere eklemlenerek devam edecektir, bu amaçla okulda kurulan müzecilik klübü ile çevre gezilerine devam edilecektir, Yaşamının büyük bir kısmını Eskihisar' da devam ettirmiş olan Osman Hamdi Bey' in kültürel mirasının devamı Eskihisar' ın tam karşısında bulunan Altınova ilçesinde kökleşerek devam ettirilecektir.

Caddelerde Rüzgar (Nota-Akor)

Çınarcık gitar kursundan öğrencilerim ! Gitarın başlangıcında milli marş olmuş ve bana gına gelmiş olan bu parçayı tekrardan sizlerle paylaşmak ve anlatmaktan gurur duyarım :) Ritim arpej ve melodisiyle birlikte sözleri hepsi bir arada kolay gelsin... Sorularınızı mümkünse yorumlar kısmından bekliyorum, takip etmem daha kolay oluyor...

Am

Caddelerde rüzgar aklımda aşk var
E7
Geceyarısında eski yağmurlar
Am                     FMaj7
Şarkı söylüyorlar sessiz usulca
E7                                   Am
Özlediğim şimdi çok uzaklarda

Am
Deli dolu günler Hayat güzeldi
E7
Kahkahalarıyla hayat geçerdi
Am                    FMaj7
Ellerim uzanmaz dokunamamki
E7                                    Am   A7
Özlediğim şimdi Çok uzaklarda

Dm
O da özlüyormuş Benim bir tanem
Am                    (FMaj7)
Çok üşüyormuş ben olmayınca
E7                                  Am   A7
Öyle yazıyor son mektubunda

Dm
O da özlüyormuş Benim bir tanem
Am                    (FMaj7)
Hep ağlıyormuş ben olmayınca
E7                                     Am
Öyle yazıyor son mektubunda



Söz: Kayahan
Müzik: Loreena Mc Kennitt
Parantez içindekileri isteğe bağlı kullanmayabilirsiniz. Sade hali olan bu yazım dışında Bm7b5 akorunun da kullanıldığı yerleri bu akoru öğrendikten sonra kullanacağız…

Öğretmen ve Yaratıcılık !

Öğretmen olarak, son dönemlerde yakalayabilip incelediğim en güzel araştırma ve değerlendirme çalışmasının bir bölümünü sizinle paylaşmak istedim. Bir öğretmen kılavuz olabilecek bu değerlendirmeleri lütfen okuyup paylaşmanızı öneriyorum. Bu araştırma konusunu naçizane yapanlardan izin almadan paylaşmam problem olacağını düşünmüyorum çünkü, okullarımızın durumu açık ve seçik görülmektedir.
Ama öncelikle araştırmayı okuduğunuzda karşınıza çıkacak sonuç yetersiz eksik öğretmen arayışı sizi şaşırtacaktır. Olsun genede güzel bir araştırma deyip bir önsöz ben yazdım O yüzden :)
Bu bilgilerin neden şu ana kadar değerlendirilmediği yada sunulmadığının sebepleri olarak;
  • MEB'in sürekli öğretmenler üzerinde uyguladığı gizli mobbing uygulamaları,
  • Başarısızlıkların tek sorumlusu öğretmenlermiş gibi davranılması,
  • Öğretmenlerin sınıf içi insiyatif kullanamayacak kadar evrak telaşı ve müfetişlere birşeyler kanıtlama kompleksi,
  • Öğretmen yaratıcılığının önünde idareci ve hata yapma korkusuyla hiçbirşey yapmayan üst düzey yöneticilerin kişisel egoları,
  • Öğretmenlere yüklenmiş olan "Devlet memuru ol", "...asli görevlerini yerine getir önce.." baskısı,
  • Gene öğretmenlerin hiçbir şey üretmeme bahanesi olan imkan ve olanakların yetersizliği saçmalığı,
  • İlçe, kasaba ve köylerde öğretmenlerin mülki amirlerin amelesi gibi kullanılıp, çocuklara hizmet edildiğinin unutulması,
  • Kişisel beceri ve yetenekleri olan eğitmenlerin yaptığı çalışmalarda, yapılanların değil eksikliklerin değerlendirilerek çalışmalara zaman ve gelişim olanağı tanınmadan yok edilmesi, ( gene hata yapamama cesaretinden kaynaklanan beyinsel esaret...)
  • Üretilen değerlerin maddi külfet yada pazar olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda öğretmenliğin idealizminin yerlede sürünmesi,
  • Yaratıcılığını sergileyen öğretmenlerin genel motivasyonunun sürgün, deli yada rahatsız insan kavramlarıyla ödüllendirilmesi. ( O da bir motivasyon aracı değil mi ? :) Çünkü yaratılan her ürün alışkanlıkları ve düzeni bozan değerlerdir! 
  • Öğretmenin yaratıcı sınırlarını velilerin eğitimiyle geçirirlen zaman ve sinir harplerinin belirlemesi. ( Ne de olsa herkesin çocuğu dahi, herkesin çocuğu aileden terbiyeli :)
  • Eğitmenlerin, bir yarış atı gibi öğrencileri sınavlara hazırlamasını isteyen sistemin, başarıyı sınavlara endekslemiş olması. Ayrıca bu yarışta asıl jokeyin öğretmen değil, öğretmenin sırtına binmiş olan veli, öğrenci, idareci ve yöneticilerin olmasının ortaya çıkacağından korkulduğundan bu tarz verilerin yerinde değerlendirilmediğine inanıyorum.
Peki Öğretmenden beklenen yaratıcılık neymiş bir bakalım. Aşağıdaki  araştırmayı okuduktan sonra ekleyeceğim diğer tanımlamalarımla zihinlerde daha iyi oturacaktır diye düşünüyor ve Einstein'in bir sözüyle sizi araştırmayla baş başa bırakıyorum, böylece kaynağa inebiliriz umarım.
"Problemler onu üreten bakış açılarıyla çözülemez"  
Bkz "bakış acısı" yazım :)

Süleman EKER 16/11/2011

Aşağdaki Osman Gazi Üniversitesi Sosyal bilimler dergisi sayı 18 den alıntıdır...


ÖĞRETMEN DAVRANIŞLARININ YARATICI DÜŞÜNME
BECERİLERİNİN GELİŞİMİNE KATKISI
Yaratıcılık kavramının Batı dillerindeki karşılığı “kreativitaet, creativity” dir. Latince “creare” kelimesinden gelir. Bu kelime, “doğurmak, yaratmak, meydana getirmek” anlamındadır (San, 1985).

Yaratıcılık dendiği zaman akla karmaşık bir süreç gelmektedir. Yaratıcılık süreci, tüm duyuşsal ve düşünsel etkinliklerde, her türlü çalışma ve uğraşın içersinde vardır. Birçok kişinin doğru ya da yanlış olarak kullandığı bu kavramın kesin bir tanımını yapmak oldukça güçtür. Bu konuda uzun yıllardan bu yana çalışmalarını sürdüren araştırmacıların görüş birliğine vardığı ortak bir yaratıcılık tanımı yoktur. Buna rağmen, bu araştırmacıların yaptığı farklı tanımların bazı temel noktalarının birbirlerine yaklaştıkları gözlenmektedir. (Kamaraj ve Aktan, 1998).
Yaratıcılık, hem bir süreç hem de bu sürecin sonunda ortaya özgün bir ürün koyma olarak ele alınabilir. John Preeman’a göre ise “yaratıcı olmak demek; dünyaya yeni ürünler ya da düşünceler sunabilmek demektir” (Noyanalpan, 1993).
Barlett’in “ana yoldan ayrılma, deneye açık olma, kalıplardan kurtulma” şeklindeki yaratıcılığı tanımlamasının yanı sıra, daha çok sanat alanındaki yaratıcılık üzerinde duran Read, yaratıcılığı “önceden biçimi ve hiçbir yüzü olmayan bir şeyin varlık kazanması” şeklinde tanımlamaktadır. Landau’nun yaratıcılık tanımı ise “Daha önce kurulmamış ilişkiler arasında ilişkileri kurabilme, böylece yeni bir düşünce şeması içinde, yeni yaşantılar, deneyimler, yeni fikirler ve yeni ürünler ortaya koyabilme becerisi” şeklindedir (San, 1985).

Yaratıcılık söz konusu olduğunda; bilgi ve deneyim birikiminden yararlanarak sentezleme sonucu yeni ürünler ortaya koymak gerekir. Birbirleriyle farklı olan, ilişkisi Olmadığını sandığımız şeylerin ilişkisini kurmak ve yeniyi yaratmak gerekir. Görmek, yaratmanın başlangıcıdır. Buluşun, yeniliğin söz konusu olduğu yaratıcılıkta, zihnin tüm yetileri, düşünme süreçleri, imgelem, duygular etkileşim halindedir. Yaratıcılık tüm zihinsel yetileri geliştirmede rol oynar.

Yaratıcı Düşünme; buluşçu, yenilik arayan ya da eski sorunlara yeni çözümler getiren ve özgün düşüncelerin ortaya çıkmasını sağlayan bir düşünce biçimidir. Bilgi çağında, bilgi üretme ortamında yaşam bulması ve geliştirilmesi gereken bir olgudur.

Yaratıcı düşünme özgürdür, hareketlidir, üretken bir süreçtir. Çok yönlü bakmak, çok seçenekli çözüm yolları bulmak gerekir. Tasarımcı yaratıcı eylem sürecidir. Yaratıcı
Düşünmenin 4 Boyutu;

1. Akıcılık: Üretilen uygun düşünce sayısı ve ya problem için birçok alternatif geliştirme becerisi,
2. Esneklik: Farklı kategorilere giren düşünce üretme yeteneği ve ya problem çözümünde yaklaşımları değiştirme,
3. Özgünlük: Eşsiz, rastlanmayan, akıllı düşünceler yaratma yeteneği ya da yeni özel çözümler getirme becerisi,
4. Zenginleştirme: Düşünceyi tamamlayarak geliştirme, ayrıntılara girebilme, yanıtlar ekleme yeteneği şeklinde tanımlanabilir (Erlendsson, 1999).

Yaratıcı düşünmeyi geliştirme, bireylerin iletişim becerileri kazanmalarına, yeni durumlara daha kolay uyum sağlamalarına yardımcı olur. Yaratıcılığın her birey tarafından doğuştan getirildiği düşünülse de bireylerin yaratıcılığı zeka, yetenek, çevre, eğitim v.b etkisi ile doğru orantılı olarak artabilir.

Yaratıcılığı yüksek olan bireyler; meraklıdırlar, temel sorunlarla ilgilenirler, özgürdürler, enerjiktirler, esprilidirler.

Yaratıcı düşünmede, öncelikle çok yönlü bakış-ıraksak düşünce biçiminin yerleşmesi gerekir. Genel kalıplarla ve yakınsak düşünceyle yaratıcılık gerçekleşemez. Yakınsak düşünce farklı ilişkiler kurmayı engeller. Sıradan, hemen akla gelen en yakın olasılık üzerinde durulur. Öğrencilere alıştırılan tek çözüm yolu vardır, tek doğru vardır, bu yakınsak düşünce ürünüdür (Sungur, 1997).

Iraksak düşünce mevcut bilgiyi de kullanarak değişik yanıtlar üretilmesidir. Bunlar özgündür. Tek çözümlü değildir, salt fikir bulunmakla kalınmaz, geliştirilir, ayrıntılara inilir. Iraksak düşüncede çağrışım ve ifadelendirme söz konusudur. Iraksak düşünce farklı çözümlere ulaşırken, yakınsak düşünce tek bir çözüme ulaşır. Sistem yakınsak düşünen, yaratmayan, farklı ilişkilendirmeler kurmayan, derinlemesine düşünmeyen bireyler yetiştirir. Hâlbuki yaratıcılık yöntemi çerçevesinde salt bilgi tekrarı olmayan, ezber değil de farklı çözümler üretebilen, ıraksak düşünceli bireyler yetiştirilebilir.

Çağdaş ülkelerde zorunlu eğitime ve eğitim sistemine getirilen en temel eleştirilerden birisi yaratıcılığın gelişiminin engellenmesiyle ilgilidir. Eğitim sisteminin öğrencilerepotansiyellerini geliştirme fırsatı vermesi ve ülke kalkınmasında etkin rol oynayabilmesi için öğretimin içerik ve yöntemleri eleştirel düşünme, bilimsel düşünme, ilişkisel düşünme, akıl yürütme ve yaratıcı düşünme gibi becerileri kazandıracak şekilde yeniden düzenlenmelidir (Doğan, 2005).

Eğitim sistemi, bireylerin düşünce yapılarını geliştirmeyi, aklını çeşitli biçimlerde kullanmayı, diğer kuşakların yaptıklarını yineleyen değil yeni şeyler yapabilme yeteneği olan insanlar yaratmayı amaçlar. Bunu gerçekleştirebilmek için de eğitim sisteminde yaratıcılığı etkin kılmak gereklidir. Özgür ve eleştirel düşünme yaratıcılığın, dolayısıyla çağdaş eğitim anlayışının gereklerinden biridir (İpşiroğlu, 1993; Çellek, 2001;
Noyonalpan, 1993).
Yaratıcılık, son çeyrek asırda üzerinde çokça durulan, dikkat çeken konulardan biridir. Okullar bir yandan yaratıcılığı öldürmekle suçlanırken, diğer yandan okulun yaratıcılığı geliştirme işlevi önem kazanmış ve bu yöndeki çalışmalarda bir hızlanma görülmüştür (Açıkgöz Ün, 1998).

Özellikle yaratıcılığın temellerinin atıldığı yıllar okulöncesi eğitim ve ilkokul yıllarıdır. O halde gerek ana-baba ve çocukla ilgilenen diğer yetişkinlerin, gerekse öğretmenlerin, çocuğun bu yıllarını iyi değerlendirmeleri ve yaratıcı nesillerin temellerini oluşturmaları gerekir ( Blomm ve Sosniak, 1981).

Öğretmenlerin çocuklarda yaratıcılığı geliştirebilmeleri için, her şeyden önce kendilerinin yaratıcı bir kişiliğe sahip, çocuklar için uygun bir model olmaları gerekmektedir. Diğer bir deyişle, öğretmenler, akıcı, esnek ve orijinal bir düşünme gücüne sahip olmalı ki çocukları yaratıcılığa yöneltecek bir öğretme-öğrenme ortamı düzenleyebilsin ve yaratıcılığın gelişimine rehberlik edebilsin.

Özellikle, çocukların ilgilerini, gelişim özelliklerini merkeze alan, öğrencinin etkinliğine, araştırıcılığına problem çözmesine önem veren, öğrenci kararlarını ön plana çıkaran ilerlemecilik eğitim akımına uygun bir program, çocuğun yaratıcılığını besler.

Böyle bir program: hazırlama ve uygulamada öğretmen nitelikleri çok önem taşır. Öğretmen; öğrencilerini tanımak, onların ilgilerine, gelişim özelliklerine ihtiyaçlarına uygun bireyselleştirilmiş programı düzenleyip uygulayabilmelidir. Bu durumda, öğretmen sınıfındaki öğrenci sayısı kadar çeşitlilikte etkinlik planlayabilecek bir yaratıcılığa sahip olmalıdır.

Öğretmen sınıfta demokratik bir ortam yaratmalı; çocuklar ilgi duyduğu, istediği, kendini hazır hissettiği bir dersle ilgili etkinliklere başlayıp sürdürebilmelidirler. Karar büyük ölçüde öğrenciye aittir. Öğretmen, öğrencilerin özgürce denemeler yapmalarına, olağanın dışında çözümler bulmalarına fırsat yaratacak esnek öğretme- öğrenme ortam düzenleyebilmelidir.
Bu durumda öğretmen gerek model; gerekse yaratıcılığın gelişimini kılavuzlayan kişi olarak çocukların özgürce denemeler yapmasına, araştırmasına, orijinal alternatif çözümler bulmasına, ortam yaratması ve rehberlik etmesi gerekir (Tuckrnan,1992).

Öğretmen, öğretme-öğrenme ortamında yaratıcılığın gelişimine yardım edebilmek için nasıl davranmalıdır?
Diğer bir deyişle, hangi davranış özelliklerine sahip olmalıdır?

Yaratıcı düşünme, yaratıcı problem çözme zaman alıcıdır.
• Öğretmen, öğrenciler üstündezaman baskısı yaratmamalı, aceleci olmamalıdır.
• Hız yerine; dikkatli düşünmeye, çeşitli olasılıkları düşünmeye ve yaratıcılığa değer vermelidir.
• Çocukların analitik düşünmesi, problemlere birçok alternatif çözüm yolları bulması için zaman tanımalıdır.
• Öğretmen bir şey yapma, bir problem çözme konusunda asla bir tek yol belirlememelidir. Bu durumda, çok çeşitli çözüm yollarını gösterebilmelidir.
• Öğretmen öğrencileri kendi kafasındaki çözümü bulmaya zorlamamalı, aksine, açık fikirli, değişik eğilimleri, yaklaşımları kabul eder bir model olmalıdır. Yaratıcılıkta merakın, araştırmanın ne kadar önemli olduğunu kendisi model olarak göstermelidir.
• Öğrencilerin de bir tek yol, bir tek sonuç üstüne odaklaşması ve çözüme kısa sürede ulaşma isteklerini önlemelidir.
• Öğretmenlerin sınıf içi ve dışındaki davranışları da öğrencilerin yaratıcılığının geliştirilmesinde önemli rol oynar. Öğrencinin cesaretini kırma, güvensizlik, aşırı eleştiri, davranışlarında tutarsızlık, heyecan azlığı, dogmatik ve katı olma, genelde yetersiz olma, dar ilgileri olma, sınıf dışı tartışma ve konuşma olanağı tanımama, öğrencilerde eleştirel düşünceye gereken önemi vermeme, öğretim yöntem ve tekniklerini uygulama bilgi ve becerisindeki sınırlılıklar, motivasyonsuzluk, ekonomik zorluklarla uğraşma gibi durumlar yaratıcılığı engelleyen öğretmen özellikleri olarak sıralanabilir. Sungur (1997), evde ve okulda öğrencinin yaratıcılığının önündeki engelleri aşağıdaki gibi belirtmektedir.

1. Çocukları sürekli gözetim altında bulundurma, izlendiklerini fark ettirme,
2. Çocukların yaptıklarını iyi ya da kötü olarak sürekli yorumlama veya iyi kötü anlamlarında değerlendirme,
3. Çocukları denetim altına alma
4. Aşırı övme veya tersine aşırı yerme,
5. Çocukları birbirleriyle karşılaştırma, onları rekabete zorlama,
6. Çocukların deneyip yanılarak öğrenmelerine izin vermeme,
7. Çocukların fikrini almadan, katı ve değişmeyen seçimler sunma,
8. Çocukların yapmak istediklerine sürekli sınırlar koyma,
9. Çocukların yapması gerekenleri onların yerine yapma,
10. Sorumluluk vermekten kaçınma,
11. Çocuklara neyi, nasıl yapacaklarını gösteren kesin, değişmez reçeteler sunma
(Akdağ ve Güneş, 2003).
Öğrencilerin yaratıcılıklarının geliştirilmesi, okulda uygulanan program, öğretmenlerin genel yapısı, öğretim yöntem ve teknikleri ile yakından ilgilidir. Derslere göre düzenlenen programlarda temel amacın, içeriği öğrenciye kazandırmak olması, öğrencilerin yaratıcı düşünmelerini engellemektedir. Yaratıcı düşünceyi geliştirecek bir ders, öğrencinin sürekli soru sormasını; nasıl?, niçin?, ne kadar? gibi sorulara veya eğer… olursa… ne olur? gibi olası cevaplı sorulara cevap aramalarını içermelidir....

Kürşat YENİLMEZ
Yrd. Doç. Dr., Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Eskişehir/TÜRKİYE
E-mail: kyenilmez@ogu.edu.tr

Belma YOLCU
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Eskişehir/TÜRKİYE
Yazının Tamamı için Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi arşivinden Sosyal bilimler dergisi 18. sayı  2007 den ulaşabilirsiniz.

Bu da bir bakış açısı!

BAKIŞ ACISI !
Hayata bakışta, en doğru açı "Burnumun diki" ne de olsa baktığım yöne gitmek en sağlıklısı :) Birde en yakını hedefleyince, her durumda uzağa daha yakın oluyorum sanırım ondan olsa gerek...


Bakış açısı kelimesi oldum olası bana saçma gelir, hangi açıdan neyi göreceğimi benden çok, başkalarının duruşu belirler. Çoğu zaman bu durum, daha çok bir "Bakış Acısı" olur algımızda ve acı verir doğası gereği. Sonrası zaten malum... "...beni anlamadın..." diye sıradan bir sonuç çıkar karşımıza. Anlamak çözüm olmaz zaten insan egosu karşısında. Çünkü karşıdan algılanan sadece nasıl ifade ettiğindir. O da onun bakışı olur ve gard alınır karşılıklı hayata ve kişilere. Aslında gard korunmak için alınmamış, tam aksine saldırı amaçlıdır vahşi bastırılmışlığımızda.
Çünkü herkes kendine hükümettir, anayasası değişken. Sadece "GÖRÜŞ" bildirir kendine devlet bakanı. Ve bakışlarıyla değerlendirdiği hayatı, görüşleriyle çarpıtarak anlatır insanoğlu insan! Çünkü "Hafıza hep içe dönüktür ve kıttır kelime hazinesi".
Benim gibi...

Süleyman EKER 2011

K.Ö.Y. Takip Sosyo-Kültürel Ekip'nin 16 Ekim 2011 Pazar tarihli Alpagut Köyü çalışması

Güzel ve örnek bir eğitim projesi Uludağ Üniversitesi tarafından hayata geçiriliyor, her türlü desteğe açık bu projeye eğitmenler tarafından destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Destek yaratıcı ve öğrenci katılımlı projeler üretilmesi olarak basitçe özetlenebilir. Paylaşın ve iletin herkese lütfen...

K.Ö.Y. Takip nedir ?

K.Ö.Y. Takip sistemi Uludağ Üniversitesi'nde halen devam etmekte olan, bir sosyal sorumluluk ve kırsal kalkınma projesi olan Köye Öğrenci Yardımı Projesinin saha çalışmalarının incelenmesi için tasarlanmış bir sistemdir. Projenin köylerde yürütmüş olduğu saha çalışmaları Ekip çalışmaları baz alınarak kategorize edilmiştir. Saha çalışmasını incelemek istediğiniz ekibin ilgili bağlantısına tıkladıktan sonra saha kayıtlarını inceleyebilir, yorum yapabilir ve paylaşa bilirsiniz.


Eklenen bütün saha kayıtları projenin facebook ve twitter sayfasında da otomatik olarak yayınlanmaktadır.

Değerli Vodafone kullanıcıları kısa mesaj bölümüne "follow koytakip" yazıp "2444"'e gönderirseniz K.Ö.Y. Projesi olarak Keles ilçesine bağlı köylerde yaptığımız çalışmalar ücretsiz olarak telefonunuza mesaj olarak gelecektir.

ÖRNEK ÇALIŞMA
Bu hafta ekibimize yeni gelen arkadaşlarımız ve Alpagut Köyü Kültür Evi’ndeki etkinliklere yeni katılan çocuklarımızla tanışıp kaynaştık. Yeni gelen arkadaşlarımıza köyümüzü tanıtmak amaçlı kısa bir gezi düzenledik. Ekibimizin müzik dalında çalışmalarına devam eden arkadaşlarımız enstruman öğrenmekte olan çocuklarımızın yaz tatili boyunca sürdürmüş oldukları kişisel çalışmalarının sonucunu gözlemlediler ve bu şekilde geçecekleri yeni eğitim seviyesi belirlenmiş oldu. Ayrıca farklı enstrumanları öğrenmek isteyen çocukların isimleri liste halinde tutuldu ve Batolit grubuna 3 kişinin daha eklenmesi fikri doğdu.
Related Posts with Thumbnails