OĞLUMA ÖĞÜTLER-1

Merhaba oğul! Yıllarca duyacağın bir çok uyarılar, "yapma ve etme" üzerine kurulu olacağını göreceksin zaten. Eee bu mu yol göstericilik, bu mu babalık diyeceksin, ama bizde baba doğmadık öğreniyoruz işte. Önceliklerimiz babalık-evlatlık üzerine değil zaten İnsan olma üzerine kuruluysa O zaman bu dediklerime de ne öğüt ne de nasihat gözüyle bak mümkünse! Öylesine arada bir oku yeter...

  • Uyu ve büyü oğul ve yürü sonra hep bir yere doğru. Ayağa kakabilmek için düşebilme yürekliliği gerek ve bir adım. Yürü ki engeller çıkabilsin önüne. Aslında bunu bil ki, hep engeller aynı yerlerde var olacak gitmesende. Yürümek O engellere ulaşabilme cesaretidir. O yüzden başlangıçta hedef önemli değildir. Önemli olan yürümektir ilk önce adım adım zamana inat...


  • Merak et ve sor! Öğrenmek sormak demek, bazen de sorgulayabilmek. Kendinle başlaması gereken bu süreç genelde ters işler büyümüş beyinlerde, sanada öyle sunulacak şaşıma! Sen kendine doğru yürüt bu süreci, çünkü dışarıda gördüklerin seni yaratacaktır tüm sınırları ve sonsuzluğuyla!


  • Düşün sonra! Düşünmek düş kökünden gelir bana göre. Ama düşmekte aynı kökü anımsatır kimi zaman! Her düşün kendisi gene seni var eder. İyi düşün O yüzden. Kötüyü bil ve iyiyi düşün. Zordur bu dikkat et! Düşünce ağlarya insan, düşünce de ağlatır, ağrıyan yeri belirsiz ve eşit aralıklarla zonklayan sızısıyla. İlk adımımızda ki O başlangıç noktamız vardıya, aslında gideceğin yolu çizeceksin düşlerinde. Ondan dolayı iyi düşün. Engelleri var eden düşüncelerin senle var olduğunu keşfettiğin an, tüm engelleri yok edenin de sen olacağını göreceksin, umarım...

  • Yarışma! Evet yarışma kimseyle, çünkü tek rakibin sensin her yarışta. Ve her zaman ikincisin kendine karşı! Başkalarına karşı elde ettiğin her galibiyet, seni birinici yapmayacak inan. Galip gelen "ego" dur çünkü. Öyle tehlikelidir ki bu ego, sana kazanamayacağın yarışa girmemeyi öğütler. Sana bu öğreticiler ve büyükler tarafından hayat diye yutturulur. Aslında herkes bilir bunu "Doğrular ve keşfetmek için kaybetmeyi göze alabilmektir asıl yarış". Kimi zaman finişin tam tersine gidebilme cesaretidir. Göğüslediğin, kendini bulamadığın her sonda yarış kaybedilmiş ve O ip ayağında bir pranga gibi ilerlemeni engelleyen olur.

  • Susmayı öğren, bağırmayı da! Kendini ifade etmek zorunda değilsin kimseye. Eğer anlaşılmıyor ve anlatamıyorsan çığlıklar fısıltıdır karşındaki kısıtlı beyinlerde. Anlamak istemeyenlere sus, anlayabileceklere bağır. Çünkü amaç sonuç yaratmak değil iletişebilmektir aslında. Genel sonuca baktığında değerlendirme formülü [EMEK+DÜŞÜNCE] - KAYBEDİLEN ZAMAN = ŞİMDİ olacaktır. Bu formül her koşulda geçerlidir ve tarafımdan denenmiş ispatlıdır.


  • Yalan söyleme! Ömrün boyunca çevrende yalan söyleyen bir sürü dürüst insan göreceksin! Sen onlardan olma. Dürüstlük, ortam gereğidir. Yalancılık ise Vicdan! Terazin ibresi başkasının elindeyse dürüst olursun. Ama vicdan kefesi, dengeyle değil, baskın ağırlığıyla hayatına erdem katar. Asıl adalet dengede duran teraziyle değil bir tarafa doğru giden olduğundan bazen (hatta genelde) yalan galip olabilir. O yüzden ki doğruluk ve dürüstlük hafiftir taşınabilir bir yüktür adalet kefesinde bile. Ama yalan taşınmaz bir yüktür. Bırak yüreğin hafif olsun, kendine doğru atacağın adımlar hızlı olsun diye girme taşınmaz yüklerin altına. Haa! Doğruluk dokuz köyden kovuluyor dersen en azından görülecek daha çok köy var dünyada. Yalancılar az yer görmüştür bu dünya da ağırlıklarından ötürü derim sana...


  • Yandaş değil yoldaş ol! Hayalleri ve umutları olan insanlar bir yol çizer. Hayalleri satın alan yada satanlar yandaş olur, aynı umutlarla aynı hayalleri görebilenler yoldaş. Düşünmeden sadece çıkarları için kurulan birlikteliklerin içinde sadece yandaş olursun, kişiliklerini ortaya koyarak, alın teriyle ortak bir değerler yaratabilenlerin içindeysen yoldaş olursun. Başkalarının üzerine basarak bir noktaya gelenlerle işbirliği içinde olursan yandaş olursun, kendini eleştirebilenlerin ve yükü bölüşebilenlerin yanında olursan yoldaşsın demektir. Seçim senin?


  • Bilgi taşıma ama bilgili ol! Bilgi kullanamadığın sürece ameleliğini yapacağın bir olgudur. Hayatında sana yüklenecek bilgilerle seni herkes kodlamaya çalışacak ve robotlaştıracaktır. Aldığın bilgiler ve yüklemelerle sana hizmet edeceğin değerler verilecek ve sorgulamadan görevlerini yerine getirmen beklenecek. Sende "... bunu bilgisayarımda yapıyor, benim ne farkım var?..." diyeceksin. Bu soruyu sormaya başladığın gün bilginin ve hatta bilgenin kölesi olmaktan çıkacağın gün olacak. Bilmenin amacının problem çözmek değil, problem çözme zorunluluğunun bilgisizlik olduğunu anlayacaksın. Çünkü problemler bilgiyi ölçen değil, bilgiye olan güvensizliğin sınanmasıdır. İhtiyacın olan her bilgi gerektiği an karşına çıkmıyorsa sadece bilgilisindir. Ama tam tersine istediğin ve ihtiyacın olan bilgiyle zamanlaman doğru orantılıysa sen bilgisindir. Dikkat et! Bilge değil bilgi olmaktan bahsediyorum. Zaten herkes bilge :)


  • Sevgili değil sevgi ol! Sevgili her zaman yanında taşıyabileceğin bir meta gibidir zavallı algılarda. Ama sevgili her zaman seninle değildir. Yanında, seninle olabilen yalnızca sevgidir. Sakın O'nu tarif etmemi anlatabilmemi bekleme. Çünkü asırlardır insanlık bununla zaman kaybediyor bence. Tarif edilmesi gereken durum sevgi değil var ettikleridir. Yani; Eşin, işin, yaşadığın yer, gidebildiğin yer, gidemediğin yer, içtiğin kahve, yediğin yemek... falan filan. Sevgi varsa herhangi birinde dikkat et keyiflidir ve alışkanlık yapar. Kimi zaman bunlardan vazgeçebilmekte sevgi oluyor ya? Bunu bende çözemedim. Sen keşfedersen bana da öğret bir zahmet...


  • Uzaklara gidebilmeği ve görebilmeği bil! Gidebildiğin belki de görebildiğin en uzak nokta, kimi zaman içe doğru açılan bir kapı gibidir. Dünyan görebildiğin kadardır. Bu mekan için geniş bir alan ifade etse bile, içine kendi dünyana doğru gidebilecek erdem bu cesaretle doğru orantılıdır.
Süleyman EKER
23-01-2012

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails